Bağışıklık sistemindeki iki hücrenin oranı, kimin daha sağlıklı yaşlanacağını işaret edebilir.
Immunity dergisinde yayımlanan araştırmaya göre kanda granzyme K üreten hücrelerin granzyme B üretenlere oranı, yaşlanma sürecinin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini gösteren bir 'protein imzası' sunuyor.

Washington Üniversitesi'nden araştırmacılar, bazı insanların neden daha sağlıklı yaşlandığını açıklamaya aday bir bulgu ortaya koydu. Immunity dergisinde 9 Ekim Cuma günü yayımlanan çalışmada, kanda granzyme K üreten bağışıklık hücrelerinin granzyme B üretenlere oranının yüksek olduğu kişilerin daha sağlıklı yaşlanma eğiliminde olduğu görüldü.
Ekip, ileride bu dengenin basit bir kan testiyle ölçülebileceğini düşünüyor.
Yaşlanma hızı ve süreci bireyden bireye重大 ölçüde değişkenlik göstermektedir. Bu fizyolojik farklılıkların altında yatan mekanizmaları aydınlatma çabası, tıp biliminin yıllardır odaklandığı temel araştırma konuları arasında yer almaktadır.
İki hücre, iki protein
Genç insanların bağışıklık sisteminde, bir tür beyaz kan hücresi olan "naif" T hücreleri bol bulunur. Kişi yıllar içinde mikroplarla karşılaştıkça ve aşı oldukça bu hücrelerden bir kısmı, tehlike anında hızla devreye giren "hafıza hücrelerine" dönüşür.
Hafıza hücreleri, enfekte hücreleri tahrip eden granzyme adlı proteinleri salgılar; bu proteinlerin farklı türleri mevcuttur. Çalışmanın odağında granzyme K ve granzyme B adlı iki tür yer alıyor. St. Louis'teki Washington Üniversitesi'nden immünolog Maxim Artyomov, bu iki hücre grubunun kan içindeki dengesinin, kişinin "doğru bir yaşlanma rotasında olup olmadığının" göstergesi olabilecek bir test niteliği taşıdığını belirtiyor.
Araştırma, bulgularına temel oluşturmak üzere üç aşamada yürütüldü.
İlk adımda 18 ile 97 yaş arası 2.600'den fazla kişiden alınan bağışıklık hücreleri incelendi ve iki hücre grubunun oranı hesaplandı. Granzyme K oranı granzyme B'ye göre düşük olan kişilerde otoimmün hastalıkların ya da bağışıklık sistemine bağlı kronik rahatsızlıkların daha sık görüldüğü saptandı.
İkinci adımda 329 kişiden alınan hücre ve kan proteinleri birlikte analiz edildi. Bu veriyle, granzyme B üreten hücreleri bol olan kişilere özgü bir "protein imzası" tanımlandı.
Son adımda bu imza, İngiltere'de yetişkinlerin sağlık verilerini toplayan UK Biobank'a kayıtlı yaklaşık 48.000 kişinin verisinde arandı.

Kanlarında granzyme B üreten hücrelerin fazlalığına işaret eden katılımcıların, izleyen 17 yıl boyunca sağlık durumları daha kötüye gitti. Bu grupta erken vefat riskinin yanı sıra diyabet, yüksek tansiyon, karaciğer ve böbrek hastalıklarına yakalanma olasılığının da diğerlerine göre daha yüksek olduğu tespit edildi.
Farelerdeki bulgudan insana giden yol
Araştırma ekibi daha önce yaptığı çalışmalarda, yaşlı laboratuvar farelerinde granzyme K üreten hücrelerin çeşitli dokularda biriktiğini ve iltihaplanmayla bağlantılı olduğunu görmüştü. Aynı artış, yaşlı yetişkinlerden alınan kan örneklerinde de gözlenmişti.
Yeni çalışma, granzyme B üreten hücrelerle kurulan dengeyi ortaya çıkararak bu tabloya yeni bir parça ekledi.
Araştırmaya katılmayan Allen Enstitüsü immünoloğu Claire Gustafson, çalışmanın sonuçlarını heyecan verici olarak nitelendiriyor.
"Daha önce gerçekten gözlemlemediğimiz, potansiyel olarak yeni bir biyolojiye işaret ediyor." — Claire Gustafson, Allen Enstitüsü immünoloğu
Kanıtlanan ve kanıtlanmayan

Bulgu güçlü bir bağlantıya işaret etse de araştırmacılar temkinli. Artyomov, çalışmanın iki hücre grubunun oranının kötü sağlık sonuçlarına doğrudan yol açtığını kanıtlamadığının altını çiziyor.
"Bu gözlem, hastalığın bir nedeni değil, yalnızca bir sonucu olabilir." — Maxim Artyomov, Washington Üniversitesi immünoloğu
Neden fazla granzyme B hücresi taşımanın daha kötü sağlıkla birlikte görüldüğünü anlamak için yeni araştırmalar gerekiyor. Bir uyarı daha var: farelerdeki granzyme K üreten hücrelerle insanlardakiler aynı değil.
Farelerde bu hücreler gelişimin ileri ve uzmanlaşmış bir evresini temsil ederken, insanlarda ise granzyme B üreten hücreler daha baskın ve aktif durumdadır.
Gustafson'a göre fare ve insan bağışıklığı arasındaki bu fark bugüne dek yeterince dikkate alınmadı. İki türdeki hücreleri karşılaştırırken "elmayla elmayı karşılaştırmıyoruz" diyor ve ekliyor: bilim insanlarının artık özellikle insana odaklanması gerekiyor, çünkü bu tablo hayvan modellerine yansımıyor.
İnsanlardaki bağışıklık özelliklerinin toplumdan topluma değişebildiğini ve farklı popülasyonlardan daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu da vurguluyor.
Sıradaki adım ne
K/B oranı şimdilik sağlıklı yaşlanmayı anlamaya yarayan "yeni" bir ipucu. Oranın sağlıklı ya da sağlıksız yaşlanmayla neden ve nasıl bağlantılı olduğunu çözmek için daha fazla veri toplanması gerekiyor.
Gustafson, bu bulguyu hedefe giden yolun ilk adımı olarak tanımlıyor; pratik bir kan testine dönüşmesi için önümüzde uzun bir yol var.
Bu haber işinize yaradı mı?



