Son Dakika
Gül dikenlerinin oval şeklinin ardındaki fizik: keserken bükülmeyen denge5 dk öncePolonya’da 17. yüzyıl ‘vampirik’ mezarının şifresi çözüldü45 dk önceApple, M5 Ultra’lı yeni Mac Studio’yu tanıttı52 dk önceSosyal Medya Aile İlişkilerini Zayıflatıyor mu? Yeni Araştırma Soruya Yanıt Verdi2 saat önceSosyal medyada hız mı, denge mi?7 saat önceGerilla pazarlamada en yaratıcı örnekler: 15’lik galeri, 5 videoluk seçkiyle genişledi8 saat önceOpenAI, ChatGPT Plus’ta 5 saatlik kullanım sınırını geri getirdi8 saat önceISS’te anten değişimi: Menon ve Adenot yürüyüşte8 saat önceOtomobiller için güneş enerjili cam tavan geliştirildi8 saat önceYeni Mac mini, iPhone 18 Pro etkinliğinden önce gelebilir8 saat önce
Bilim4 dk okuma

Polonya’da 17. yüzyıl ‘vampirik’ mezarının şifresi çözüldü.

Polonya Pień’de 2022’de ortaya çıkarılan genç kadının mezarında boyna basacak şekilde yerleştirilmiş demir orak ve ayakta üçgen kilit bulundu; çok disiplinli inceleme gömünün ‘anti-vampirik’ ritüellerle ilişkisini gösteriyor.

Hüseyin Gülbahçe25 Ağustos 20263 görüntülenmePaylaş
Polonya'da 17. yüzyıla ait vampir korkusuyla gömülmüş genç kadının iskeleti, boynunda demir orak ve ayakta üçgen kilitli olarak ortaya çıktı.
Polonya'da 17. yüzyıla ait vampir korkusuyla gömülmüş genç kadının iskeleti, boynunda demir orak ve ayakta üçgen kilitli olarak ortaya çıktı.
Bilim • Ajans DijitalOkumaya başla887 kelime

Polonya’nın Pień köyündeki bir mezarlıkta 2022’de ortaya çıkarılan “Mezar 75”, arkeologların elinde 17. yüzyılın korkularını ve inançlarını görünür kıldı. Yaklaşık 17–19 yaşlarında ölen genç bir kadın, boynunun üzerine boğazına dönük bıçak ağzı olan kıvrık bir demir orakla ve sol ayak başparmağına takılı üçgen bir demir asma kilitle gömülmüştü. Bulgular, Journal of Archaeological Science: Reports’ta yayımlanan çok disiplinli bir çalışma ile ayrıntılandırıldı.

Mezar 75: sıra dışı bir gömünün izleri

Kazı ekibi, mezarın içindeki toprağın “temiz” bir birikim olmadığını, karışık ve dağınık olduğunu tespit etti. Bu, beden tümüyle çürümeye geçmeden mezarın yeniden açıldığına işaret ediyor; eklem yerlerinin hâlâ yumuşak dokuyla bağlı olduğu bir anda müdahale edilmişti. Araştırmacılar, sol kolun kuzeydoğuya doğru çekildiğini ve orak bıçağının kadına yönelik şekilde yerleştirildiğini, bunun “yeniden kalkışı” engellemek için yapılmış bir önlem olabileceğini belirtiyor. Sol ayak başparmağındaki üçgen demir kilit de bu bütünün parçası.

Reklam

Mezardan çıkan bir diğer ipucu, kafatası çevresinde rastlanan çok ince metal iplikler oldu. Saf gümüş ve altın yaldızlı telden dokunmuş bu lifler, lüks bir ipek başlık (kap) kalıntılarına ait. 17. yüzyılda bu malzemeler büyük servet gerektiriyordu; genç kadının varlıklı bir aileden geldiğini düşündürüyor. Buna karşın, gömü düzeni onun “korkulan” biri olarak algılandığını ve yaşadığı toplumun batıl inançlarıyla yüzleştiğini gösteriyor.

52,6%Radyokarbonla olası gömü tarihi aralığına ait olasılık

Kimlik ve köken: DNA ve izotopların anlattıkları

Radyokarbon tarihleme, gömünün büyük olasılıkla 1620–1674 yıllarına ait olduğunu hesapladı (olasılık: %52,6). İskelet incelemesi, ölüm anındaki yaşın 17–19 aralığında olduğunu doğruladı. DNA analizi, bireyin nadir bir anne soyuna (haplogrup J1c2c1) ait olduğunu ortaya koydu. Bu hat İskandinav kökenli ve günümüz Slav topluluklarında neredeyse hiç görülmüyor. Buna rağmen, diş minesinden yapılan izotop okumaları kadının çocukluğunu Pień’de, yani yerel coğrafyada geçirdiğini gösteriyor; dışarıdan göç etmiş biri değil.

Beslenmeye dair karbon ve azot izotopları ise çarpıcı bir tablo çiziyor: Genç kadın, aynı mezarlıktaki yetişkinler arasında hayvansal proteini en düşük tüketenlerden biri. Bu, varlıklı arka plana rağmen dönem dönem yetersiz beslendiğine, kıtlık veya hastalık gibi krizlerin onu da etkilediğine işaret ediyor.

Araştırmacılar damakta ve boyun omurlarında belirgin bir yeşil renklenme saptadı. İlk şüphe bir madeni paraydı; ancak metal bileşimi tarihî sikkelerle uyuşmadı ve taramalar da bir para göstermedi. Ekip, ölüm anında ya da hemen sonrasında ağız ya da burun boşluğuna bakır içeren bir nesnenin veya tıbbî bir maddenin derinlemesine yerleştirilmiş olabileceğini değerlendiriyor.

Korku ve ritüel: orak, kilit ve huş ağacı

Mezardaki kilit ve orak, yaşayanları ölülerin etkisinden korumayı amaçlayan “anti-demonik” uygulamalarla uyumlu. 17. yüzyıl Polonya-Litvanya Birliği’nde salgın hastalıklar, kıtlıklar ve başka felaketler toplulukları kırıp geçirirken, açıklanamayan kötülüklerin faili kimi zaman “mezardan kalkan” ölüler olarak görülüyordu. Böylesi ortamlarda, toplumların korkuyu kontrol altına almak için bedenleri ek önlemlerle “bağlama” yoluna gittiği biliniyor.

Reklam

Orak bıçağının çürümüş sapının huş ağacından yapılmış olması da dikkat çekici. Huş, tarih boyunca kötücül ruhlara karşı koruyucu özellikler atfedilen bir ağaç. Bu ayrıntı, gömünün bir nesne yığını değil, belirli bir inanç şemasına göre kurgulanmış bir ritüel olduğunu destekliyor.

Orta ve Güneydoğu Avrupa’da geç Ortaçağdan modern çağa uzanan dönemde yüzlerce “vampirik” ya da “anti‑vampirik” gömü kaydı var. Bunlarda baş kesme, beden üzerine ağır taşlar yerleştirme veya demir kazık kullanma gibi yöntemler görülüyor. Ancak 16–18. yüzyıl arası örnekler —Mezar 75 gibi— arkeolojik yazında görece az incelenmiş durumda. Bu çalışma, folklor anlatılarına yaslanmak yerine, maddi kanıtlarla “neden böyle gömüldü?” sorusuna yaklaşması açısından öne çıkıyor.

Mezarlığın ipuçları: ‘sahte’ bir gömü alanı mı?

Pień’deki mezarlık, tarihî haritalarda görünmüyor. Alanda Katolik haçlar ya da dindar kullanım eşyaları gibi tipik işaretler de bulunmadı. Yerleşimden uzakta ve bir yol kavşağına yakın konumu, alanın Protestan bağlantılarını ima ederken, toplumun korktuğu ya da dışladığı kişilerin gömüldüğü bir “sahte mezarlık” işlevi görmüş olabileceğini düşündürüyor. Bu tablo, genç kadının hem toplumsal statüye hem de döneminin yoğun kaygılarına aynı anda maruz kaldığını gösteren güçlü bir bağlam sunuyor.

Ne kanıtlıyor, ne kanıtlamıyor

  • Bu çalışma, mezarın beden tam çözünmeden yeniden açıldığını ve orak/kilit gibi önlemlerle “hareketsiz kılma” ritüelinin uygulandığını gösteriyor; ancak bireyin gerçekten “vampir” ilan edildiğine dair yazılı bir kayıt sunmuyor.

  • DNA’daki J1c2c1 haplogrubu anne soyunun kökenine işaret ediyor; bu, bireyin yaşamı boyunca göç ettiğini ya da yabancı kimlik taşıdığını kanıtlamıyor.

  • İzotop verileri düşük hayvansal protein tüketimine ve muhtemel yetersiz beslenme dönemlerine işaret ediyor; bunun nedeni (kıtlık, hastalık, bireysel tercih) kesinleşmiyor.

  • Damağındaki yeşil renklenme bakır içeren bir nesne/madde olasılığını güçlendiriyor; ancak nesnenin tam türü ve kullanım amacı belirlenmiş değil.

  • Radyokarbon tarihleme 1620–1674 aralığı için %52,6 olasılık veriyor; bu, gömünün o tarihlerde olduğunun en güçlü tahmini, mutlak bir gün/ay doğrulaması değil.

Yöntem künyesi

  • Kazı: 2022, Pień (Polonya) kırsal mezarlığı; sistematik belgeleme (mezar, iskelet, orak, kilit, dokuma kalıntıları).

  • Tarihleme: Radyokarbon (C‑14) analizi; gömü aralığı olasılık hesapları.

  • Biyoarkeoloji: İskelet yaş/biolojik cinsiyet tespiti; patoloji taraması.

  • Genetik: Mitokondriyal DNA; haplogrup tayini (J1c2c1).

  • Kimyasal analiz: Karbon (δ13C) ve azot (δ15N) izotoplarıyla diyet çıkarımı; diş izotoplarıyla çocukluk coğrafyası.

  • Karşılaştırma: Pień yetişkinleri (n=45), otoburlar (n=10) ve hepçiller (n=2) için δ13C regresyonlarıyla bağlamlandırma.

  • Malzeme analizi: Metal bileşimi incelemesi (gümüş/altın yaldızlı tel; sikkeden ayrışma), orak sapında huş ağacı tespiti.

Reklam

Bu haber işinize yaradı mı?

İlgili haberler Tümünü gör