Son Dakika
Apple, ilk dokunmatik MacBook Pro'yu 6 Kasım'da piyasaya sürüyor13 saat önceNASA 2028'de Mars'a üç SkyFall helikopteri gönderiyor15 saat önceMarka İçerikleri Neden İzlenmiyor ve Ne Yapmalı?15 saat önceMaxon Cinema 4D 2027: En çok istenen dağıtım aracı Scatter System geldi15 saat önceDinozorlar yok olduktan sonra dev bir mantar ormanları miras aldı15 saat önceOregon State Üniversitesi'nden yeni sensör: Gıda kalite kontrolü ucuzluyor ve hızlanıyor16 saat önceYerli 'Hayalet Avcıları' mı? HBO Max'in yeni dizisi 'Kardeşler Mahlukat' tanıtımıyla merak uyandırdı17 saat önceHücreden klinik deneye: yapay zekâ nasıl ilaç keşfini değiştiriyor17 saat önceSony ECM-W5 kablosuz mikrofon seti duyurdu: 32-bit float kayıt, 500 metre menzil20 saat önceKoç Healthcare’in Uluslararası İletişimi FL Communications’a Emanet22 saat önce

GAG PodcastBölüm 03

Gag Podcast 3.BÖLÜM-Konuk Murat Öntemel.

M.Burak Baran-M.Erim Sarıbıyık GAG Podcast'in 3. bölümüne hoş geldiniz! GAG Podcast, ajans dijitaldeki güncel haberleri yorumlarken hem güldürüyor hem de

45 dk

Dinlemeye başla

0:0045:16

İndir
Gag Podcast 3.BÖLÜM-Konuk Murat Öntemel podcast bölümü kapağı
GAG Podcast · 03
45 dk · Dinle
Reklam

Bu bölümde

Kaynak: https://ajansdijital.com.tr/gag-podcast-3-bolum-konuk-murat-ontemel/

Bölüm akışı

Bu bölüme soryeni

Konuşma metnine dayanarak cevaplar; dayandığı anlar saniyesiyle gelir, dokununca oradan çalar.

Konuşma metni

Müzik

Günler sevgili dinleyenler.

Tabii böyle bir şey mümkünse.

Bir ikiliş yapacağım. Az önce aklıma geldi.

İyi gidiyorsun.

Bugün konuklu bir bölümümüz var.

Konuşmanın tamamı (1305 replik daha)

Konuklarımız... İki tane konuğumuz var çok güzel.

Birincisi...

Sen değil mi konuk diye mi geçiyorsun?

Genelden program benim işim gibi davranıyor.

Tamam.

Birinci konuğumuz Mehmet Burak Baran.

Kendisi hukuk okuduğunu beyan eden bir fahri senarist.

Evet.

Murat Öntemel. Yine tıp okuduğu bilinen paramedik.

Evet. Memnun oldum.

Ben de Konya Barosu mensubuyum. Moderatörüm.

Evet. Yine erimden ilginç bir giriş geldi.

Kulaklığın olmayınca da üzerimde bir çıplaklık hissiyatı var.

Benim yok. Adletim var çünkü.

Ama sadece kulaklığımın olmamasıyla kalsın bir çıplaklık hissiyatı diye düşünüyorum.

Murat abi bizimle beraber bugün.

Evet.

Kendisi hem tıp okuyor hem de paramedik mesleğini icra etmekte.

Murat abi, Murat abi, Murat abi diyoruz böyle sürekli.

Dün anneannem bile Murat abi diyecekti artık.

Yani ailede öyle bir Murat abi şeklinde önü var.

Soyadın abi değil mi?

Yok asla değil.

Nasıl değil ya?

Kaldıramazlar.

Soyadını söylemedi mi anaostor?

Öntemel.

Ön diye her şeyi de bağlayabiliriz.

Murat ön biliyat şeklinde.

Rusça bir bağladık.

Rusça da bağladık.

Çünkü kendisinin bir Ukrayna macerası da var.

Şu an çok nüfuz etmek istemediğimiz.

Ukrayna'ya savaşa gitti.

Savaşta oradayım. Savaş sırasında geldim.

Savaştan çıkardın diye duydum ben.

Asla değil.

Burada Arda'nın çok büyük bir payı vardır. O da izleyiciler arasında şu an aslında.

İzleyicilerimiz arasında Arda diye bir cenabet var. İnanamazsınız yani.

Gittiği yere felaket götürür.

Savaşın çıkması bile banyodaki sabunun bitmiş olması gibi.

Gibi mi?

Bir süre bir cenabet.

Ben sıcak sunu bulamadım bir adam diyorum.

Arda savaştan çıkmadan önce Putin havaalanını bombalamadan bir gün önce ben Rusya'ya gideceğim dedi bana.

Pardon ben Ukrayna'ya geri döneceğim dedi.

Ben dedim ki manyak mısın?

Neyse sonra bir şekilde gitmedi.

Ama botları falan orada kalmış hep.

Senin de kıyafetin kalmadı mı?

300 grivnaya almıştık.

300 grivna?

300 grivna ciddi paraydı. O zamanın 300 grivnası şimdinin 302 grivnası falan.

Çok da değişmedi.

Bir de şöyle saça bakınca mesela senin fırın makinenle benimki aynı olmamalı gibi geliyor.

Ama bizim çocukların, Arda'ların ve oradaki Ukrayna'daki arkadaşların ciddi bir hatası var.

Biz oradaydık savaşın çıkacağı bariz belli geliyor. Akın akın geliyor.

Biz iki yıldır oradaydık ve Ukrayna'da Harkov Meydanı'na tanklar inmişti.

Bizim çocuklar diyordu ki...

Harkov Meydanı'na tanklar inmişti.

Bizim çocuklar diyor ki akşam yürüyoruz böyle sigara içerek falan.

Milli güvenlik bayramı. Pezevenk iki senedir buradayız. Ne zaman böyle bir bayram kutlandı da.

Adam artık...

Milli güvenlik bayramı.

Putin de artık insanlar anlasın diye Ukrayna sınırına böyle 20 bin asker falan dizdi.

Bizimkiler diyor ki mülakat yapıyor.

Oğlum artık gidin ya ülkeden.

Biletimi aldım ve gittim. Orada kalanlar o dönem kalanlar tabii kimsenin başına bir şey yok.

Sen Ukrayna'da olmadığın dönemde de Suriye'deydin.

Ben bir de korkum da yoktu. Zaten Suriye'de görevdeydim ve kötü bir savaştı. Belki daha yumuşağını görebiliriz diye.

Ukrayna'da çok ciddi bir korkum yoktu benim.

Geçtiğimiz haftada seninle bir konu konuşmuştuk. Ben demiştim ben sana göre biraz daha fazla yaşamışımdır bu hayatı diye.

İşte Murat abi 64 yaşında falan.

Sen onu coğrafi konumu değiştirmeye mi bağlıyorsun? Edinilen deneyime mi?

Bence zaman hareket ettikçe geçiyor.

Murat abi genel savaş ayı gibi savaş coğrafyalarında geziyor.

Üstelik paramedik yani savaş coğrafyası.

Bir olayda 10 yıl atabiliyorsun. Bir gün konteynırda unutmam.

Affedersiniz.

Ardına her şey gelebilir ya.

Gelebilir. Konteynırda ne yaptığını bir anlat.

O konteynıra nasıl söyleyeyim tuvaletli değil ama sıçılan bir konteynırdı orası.

Sadece bu yapılıyordu. Yakına roket düştü.

10 yıl attık orada.

O zamanlar 25'e 35 oldum diye.

Ama mesela o konteynır kabus konteynırı olabilir.

Roket düşünce sıçar bir şekilde altına.

Benim için orada o konteynır şeydir yani.

Hep böyle hikayelere başlık koyduğum şeyler vardır.

Başlıkları vardır o konteynır.

İşte götü patlayan diye ben adlandırıyorum.

Bunun sebebi de şu.

Ben o konteynır dediğimde.

Konteynır dediğin işte küptür falan her tarafı kapalıdır.

Onun üstü yoktu.

Arkadaki konteynır arka taraf zeytin ağaçları ve açık.

Nasıl bir şey betimliyorsun şu anda ya?

Abi hayal edin bir konteynır var yol kenarında.

Yol kenarına koyulmuş.

Herhangi bir ilçeye de bağlı.

Jeraldus tarafında.

Kimin konteynırı?

Birisi demiş ki bunu buraya koyalım.

Gelip geçerken sıçarız demiş.

Abi bir şey söyleyeceğim.

Saçmalıklar nerede başlıyor biliyor musun?

Hiç kimse bir yere konteynırı buraya koyalım demez.

Kimse konteynırla gezmez.

Ya da bambaşka bir yerde sıçarken roket çarptı.

Ve oraya düştüler de olabilir o konteynırla beraber.

Konteynırın bir kısmı da yoktu.

Ha açık yerde bir de.

Açık abi açık alanda.

Şarabaya gelmiş.

Onun başlığının işte götüp at buraya girebilirsin dediler.

Girdim.

Konteynırda tuvalet yok.

Ve oraya sıçabileceğini girdiğin anda anlıyorsun.

Neden biliyor musun?

En son biri sıçmış.

Her tarafı sıçmış.

Gerçekim olmayan bir ortamda sıçmış.

Her taraf bok.

Her seçim o.

Abi belli ki patlamış harbiden.

Öyle patlama yani.

Onu da ancak ısı günümü füzeyle vurur.

Bokun ısısından.

Öyle vurmuşlar.

Ben de çok korktum.

Suriye'de o kadar uzun süre kaldım ki

belli mahallelerde muhtarlık alabilecek kadar.

Yani ben bir adaylığımı koysam alırım.

Halk burada nasıl olacak?

Evet.

Zaten benim bahsettiğim mahalleler Esenyurt.

Suriye'de mahalleler değil.

Tebrik ediyorum.

Murat abi hem de tanıtmış olalım biraz daha.

Murat abi paramedik.

Aynı zamanda tıp okuyor.

Savaş coğrafyalarında deneyim var Suriye'de olsun.

Afrin bölgesine.

Ukrayna'da.

Ukrayna'da ama paramedik olarak değil.

İlk 5 dakikada konuşmadığımız hiçbir şey söylemedi.

Hayır.

İnsanlar bir anda

sıçarken yanına havan topu düşmüş birini

dinliyor şu an.

Belki anlam verememiş olabilir.

Bir de Murat abi benim aynı zamanda İstanbul'da ev arkadaşım.

Öyle bir görevi de beraber sürdürüyoruz.

Evet İstanbul'da beraber.

Sen İstanbul'a gitmemen.

Doğru.

Her şeyi açık açık konuşacaksak

erim içine beyaz atlet giyip gelmiş bugün.

Bugün beyaz atletim var çünkü üşüyorum.

Ama bunu konuşmadık.

Aslında bunun erimin evden çıkarken

sorgulaması gereken bir durumdu.

Şöyle bir olta atsam mesela

eski kız arkadaşım sen yokken üşüyorum.

Hepsine bir mesaj gönderiyor.

Üşüyorsun bu olmasa da deri bir şey mi giyeceksin?

Üşümek.

Ya ceket giyecektim ya atlet.

Olmaz abi. Siz ambulanslara insan koyuyorsunuz.

Battaniyeli örtüpenle kahve veriyorsunuz.

Ya o yok ya.

Ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Genelde böyle gece boyunca kötü geçmiş.

Adamların evinde katiller geziyor.

5 kişiyi yemişler.

Ambulans geliyor.

Üzerine bir fakir adam battaniyesi ve bir kahve.

Sen peki hiç ambulans aldığın birinin üstüne

battaniye attın mı?

Soğuk bir ortamdan aldıysak hipotermik yüzünden

attık. Ama ben sana şunu söyleyeyim mi?

Belki yanıyor olabilir.

5 saat boyunca bütün ailesi

doğranmış bir insanda

üzerine battaniye ve kötü boklu bir çabuk çorbayla

iyi hissetmez.

Mevzu bu olmamalı.

Peki ne yapıyorsunuz onu iyi hissetmesi için?

Ondan uzaklaşıyorsunuz.

Kendinizi iyi hissetmek için.

En azından olaya birileri gelmiş oluyor.

O bir güvendir ya.

Üniformanın olayı da biraz budur ya.

Ambulans, polis, jandarma.

Biz gittiğimiz zaman

tıbbi bir eksiği, sıkıntısı varsa

onları tamamlamaya çalışıyoruz.

Peki sana sormak istediğim az sonra ne biliyor musun?

Açılın ben doktorum diyebilecek tek paramedik olmanın

hissiyatı nasıl?

Aynı zamanda tıp okuyor olmam.

Ben bu mesleği çok seviyorum.

Çok da değer veriyorum. Bunu izleyen, sağlık çalışanı

arkadaşlarıma da selam olsun.

Çok değerli bir meslek.

Açılın ben doktorum diyebiliyorum.

Böyle program değil mi Gülben Ergen'e konuk olalım.

Değerli bir meslek.

Oğlum sen sevgili, kıymetli izleyenlerimiz

diye giriyorsun. Adam her şeyi dese

burada mübah bu dakikadan sonra.

Ama bizi izleyenlerimiz kıymetli değil mi?

Her hafta aynı argüman ya.

Oğlum başka argümana gerek var mı?

Sevgili izleyenlerimiz deyince bunun altında nasıl bir alt metin

olabilir? Doğru haklısın.

Ya kıymetsizse de sen kıymetli diyorum diye kıymetli

olmaz ki.

Bok gibi yaşayan adamlar da var şimdi bunu izleyen.

Adamın 2 GB interneti var.

Onlar bok gibi değil. Bak geçen hafta konuştuk kaçırmışsın.

Onların bağırsaklarında mikrofon.

Bu haftaki konularımız var.

Konularımız evet giriyorum.

Dijital Ajans'tan bünyesinde bulunduğumuz,

onurla yürüttüğümüz.

Dijital bir Ajans'tan aldığımız doğru ama

Ajans'ın ismi Ajans Dijital.

Bulunduğun yeri böyle bileceksin işte.

Doğru haklısın.

Ajans Dijital'den aldığımız haberler.

Her gün girdiğim bir yer

olmazsa ne yapayım. Dijital Ajans'da

böyle bir kafamda karışıyor sanki böyle.

Neden oluyor bilmiyorum ama.

Çünkü Ajans Dijital dijital bir ajans.

Doğru o yüzden kesinlikle.

Muhteviyatını söylüyorsun.

Muhteviyat kelimesini bugün duyacağını düşünmüyordum.

Ben her gün duyuyorum.

Bir de çok kalibre bir isim ya Ajans Dijital.

Mesela Ajans Dijital tabelasını

görsen ben ne iş yaptıklarını anlarım.

Aynen her hafta bunu konuşuyoruz.

Kardeşler kundura belli.

Ajans Dijital belli. Youtube'a bir şey çekiyor

Hüseyin abi çok netlik yani.

Ben haberlerini de takip ediyorum.

Çok güzel.

Ajans Dijital'in haberlerini takip etmek mükemmel.

Bugün de çok güzel.

Her çay içtiğimde şöyle bakıyorum ki

sağ profilim biraz dengelensin diye.

Sen de ilk hafta buna değinmiştin.

İçeceklerden iyi çay olduğunu söyledin.

Şimdi konularımıza girelim mi?

20 dakika diye başladığımız her program

1 saatten önce bitmiyor.

İnsanlar bunu bilmeyecek sen konuş.

Doğru söylüyorsun.

Video oyunlarının gerçek hayattaki

şiddet üzerine etkileyelim.

Ben Murat Abi'ye dönmek istiyorum.

Bu kadar savaş coğrafyasına bulunmuş bir insan olarak.

Suriye'dekiler GTA oynadığı için

muhaldeler gibi bir sorun var.

Biz Suriye'deydik.

Benim beraber çalıştığım Suriyeli sağlık çalışan arkadaşlar vardı.

Dışarıda silahlar patlamalar çatlamalar.

İçeride biz PUBG'yi kuruyorduk.

PUBG'yi oynuyordu içeride.

Şiddete doyum olmaz.

Biz ne dedik? Video oyunlarının şiddete etkisi dedik.

Video oyunlarının etkisini anlatıyor.

Tabi sen bir Suriyeliyle

PUBG oyuna bakayım.

Yapma şunu artık.

Sana var ya bıçağı uzaktan atar.

Ama şey de var.

Video oyunları ve şiddet dediğin zaman

aklıma direkt 2000'li yıllardan bir haber.

Ben 94 doğumluyum.

2000'li yılların başları geliyor.

Pokemon Ferhat geliyor.

Biliyorsunuz değil mi?

Gitar eden çocuk.

Pokemon'u izliyor.

Ben Pikachu'yum deyip

Mersin Arda'nın da memleketi.

Mersin'de camdan atlıyor.

Pikachu uçmuyor ki.

Sen niye camdan atlıyorsun?

Pikachu'nun olayı da farklı.

Bir de şöyle bir sıkıntısı var.

Adamın her şeyi yanlış anlamış.

Pikachu birincisi uçmaya çalışıyor.

Madem uçmaya çalışıyorsun.

Yerden yükseltsene.

Madem uçacaksın yerden yükseltsene.

Yavaş yavaş yükselt mesafeyi.

Bir anda 5. kattan atlıyor.

Ben böyle adamların şeyini de çok merak ediyorum.

Hangi aşamada anladı Pikachu olmadığını.

Düşerken.

Ulan bu elektrik saçı.

Yani haberin aslında

99'da ve

birkaç yıl var orada.

Amerika'da okul tarama olayları var ya.

Buna etkisinden dolayı yola çıkmışlar.

Ben küçükken çok E.T. Hasan Andras oynadım.

Hiç gerçek jetpack'im olmadı.

Ya da ben gideyim şu adamın amına koyayım.

Gibi bir siyah tadı olmadı.

Yani aslında şiddet.

Öyle şiddetler çok etkilemiyor.

Ama içinde gerçekten şiddet olan bir insanın da

şiddetini ortaya çıkarıyor diyebiliriz.

Yani büyük ihtimal

Pokemon Ferah biraz intihara meyilliydi.

Ya da şeyi mi düşündü?

Ulan benden elektrik çıkmıyor.

Ama bir de biz video oyunları dedik.

Pokemon mesela

Şiddet içeren de bir şey değil anladın mı?

Onun uçası varmış.

Bir de Pikachu'nun pano olmak da

İnsan her şeyden etkilenebilir.

İngiltere'de galiba

devam eden bir davası da var.

Bully galiba.

Rockstar Games'in bir oyunu var.

Rockstar'ın Bully diye bir oyunu var.

2004'te çıkarıyorlar.

Oyun tamamen şunun üzerine kurulu.

Birini öldürmek üzerine.

Kusu kurup öldürüyorsun.

Ve oyunda nasıl level alırsın?

Savaş oyunlarında bile birilerini öldürdükçe level alırsın.

Bully'de şöyle bile.

Seviye atlama.

Seviye atlama.

Ne kadar canice öldürürsen o kadar.

Ne diyorsun ya?

Bunun İngiltere'de falan yasaklandı, Amerika'da yasaklandı.

Hala devam eden davası var.

Ya da bizim ilk medyaya yansıyan Mavi Balina.

Ama Mavi Balina başka bir operasyondu bence.

Ya bir olaydı.

İşte onu yakalanan adam da

Zaten ben dünyadaki pislikleri temizliyorum.

Tanos muymuş?

Her hafta Tanos'a değiniyor.

Birkaç siyasi isime değiniyor.

Adamların telefonuna sızıyor işte şunu öldür falan.

Benim öyle arkadaşlarım var ki

Mavi Balina'nın yapımcısı onun telefonuna sızsa

kendi intihar eder.

Galeriyi bir görsün oğlum

ben daha fazla yaşayamam deyip.

Mesela en büyük korkusu insanlığı öldürmektir.

Ya ateş ya boğulmak ya.

Galerim falan görse çok korkarım.

Bir şey de yok galerimde.

Bir sürü evrak var, dilekçe var ama

çok özelim.

Korktuğum şey galeri bence çok özelim.

Biri galerime girdiyse bana da girebilir gibi geliyor.

Benim galerimde

Benim galerimde yanlışlıkla

alınmış SS'ler var. O sadece bende var.

Mesela ekranı kapatmaya çalışırken

Yanlışlıkla nasıl alınıyor?

Ekranı kapatmaya çalışırken telefonun SS'ini almışım

ve devamlı 1548

1757 ya da bir mesaj gelmiş

10 SS. Sürekli böyle SS'ler var.

Sadece benim bir zekalım.

Ya Apple'larda bir özellik var.

SS almam gerektikten

parmaklarımı kullanamıyordum.

Saçma sapan bir şey oldu orada.

Başparmağım kesilmişti. Bir de sürekli SS almam gereken

bir dönemdi. Kız arkadaşıma şeyi ayarlatmıştım.

Sürekli SS alman gereken bir dönem ne mesela?

Sürekli SS alman gereken bir dönem ne mesela?

İlk flörtün başlangıç gibi.

Başparmağım kesilince

Sağ elimi kullanamıyorsam benim üzüleceğim şey SS

alamamam olmaz.

Hayır abi.

Bilirsen nasıl sürekli SS alması gereken

bir döneme girebilir hayatında?

Birileriyle konuşuyorum grupta

ve o konuşmaları birine atmam gerekiyordu.

Sürekli SS alıyorum ya.

Sonra alamıyorum diye ondan rica ettim.

Kız arkadaşımdan rica ettim alamıyorum diye.

Kendisi Apple'da bir özellik varmış bilmiyordum bile.

Öyle bir özellik var. Arkasına böyle

2-3 kere dokununca SS alıyor.

O onu açtı ama nasıl açtığını göstermedi.

Kız gideli bir sene oluyor.

Bak yemin ederim daha kapatamadım ben onu.

Telefonu mesela bir yere fırlatıyorum tık tık tık 3 kere yere

vuruyor ya bir anda SS alıyor.

SS alma muhtaciyetine düşmen çok ilginç ya.

İnsanlar göremiyor bunu.

Ben diğer haberimize geçiyorum.

Ben geçeceğim.

Hangisini konuşmak istersin?

Güneşte patlamalar.

Güneşte patlamaları sonra konuşacağız.

Şimdi konumuz The Haunt of Gol.

Yüzüklerin Efendisi'nin yeni filmi çekiyormuş.

Gol'un üzerine çekecek bir film.

Yüzüklerin Efendisi izledin mi?

İzledim. İzledim beğenmedim ya.

Ben Yüzüklerin Efendisi'ni sevmeyen dünyada

az insandan biriyim. Hoşuma gitmedi.

Ben de sevmedim. Sen sevdin mi?

Evet. Yani karakterler çok

çok spesifik.

Ayrıca işte Gandalf bakıyorsun.

Albino gibi.

Albino gibi mi? Gandalf biraz sana da

benziyor zaten.

EYT'ye

takılmış da.

Gandalf bence CHP seçmeni.

Gandalf bence de CHP seçmeni.

Ve Kadıköy'de yaşıyor.

Sürekli vaat verip.

Bu tarz adamların bu filmlerde ya da

bizim filmlerimizde de var işte aç sakallıları.

Fazla bakımsızlar ya.

Çok bakımsız değiller mi?

Halbuki bir büyüyle temizlenebilir gibi.

Gandalf'la sen de benziyorsun.

Onlarda yaşlı siktir etmişliği var belki.

Yani

Gandalf ama genel bakımlılığın saçları falan

belli bir yaştan sonra hayatta insanlara değil

Allah'a daha iyi görünme çabası oluyor ya.

Olabilir. Gandalf ama zaten metafizik

olarak da geliştirmişti kendini.

Aç sakallılar az bakılmış yaşlarımızda.

Ya rahmetli şimdi buradan şey yapmayalım.

Ya ama birini

çekecek olsam Gollum'a çekmem gibi ya.

Gollum dediğin

çinko eksikliği olan bir cüce yaşı

çok kaşeklik çok bariz

belli abi. Yani Gollum

çinko eksikliği insanı o noktaya getirebilir mi?

Abi onu da çok eksik belli ki

döner ekmekle yaşıyor.

Benim bir tanıdığım var döner ekmekle yaşayan.

Hiç Gollum gibi değil. Gollum bir süre Çorum'da

yaşamış. Çorum'da yaşamış.

Güneş'i dik açıyla almış. Gollum'la birkaç

vitamin çinko bir şeyler eksik olduğu belli.

Belli belli. Gollum'da

sağlıklı bir zin yapısı da yok yani.

Ama Gollum'a benzettiğim insanlar var benim.

Mesela erkekler aşık olunca Gollum'a dönüyor.

Mantıklı bir şey almıyor. Kıymetlimiz.

Yastık altı altın hastası mesela

Gollum'da.

Bizim halkımızın bir çoğunda

da olan bir altın. Sen mesela

aşık olunca Gollum'a dönüyor musun?

Neden? Mantıklı düşünceyi yitirip kıymetlimiz

diye geziniyor musun sağda solda?

Kıymetlimiz diye mantıklı düşünceyi yitirdiğim

kesin de öyle kıymetlimiz diye gezmiyorum

yani. Kıymetlimiz demiyorsun

sadece. Ya diyorum.

Kıymetli izleyenlerimiz diyorum ben

Gollum'a da düşünürsem.

Ben çinko eksikliği yaşayan bir Gollum'muşum.

Ancak atletli bir Gollum

olmaz. Bunun sonra etkisi sabah

atlet giyip evden çıkma şeklinde

sağlıklı işlemeler.

Filmin çok dışına çıkıyor.

Filmin çok dışına çıkıyor. Benim Gollum'la

en temel bir farkım var. Ben kıymetlimi kaybettim

diye acıklı. Esas ben şeye değinmek

istiyorum. Biz buraya bugün biraz geç kaldık.

Hüseyin abiyle beklettik. Mahcup olduk.

Hem buraya gelen ansızın müvekkillerden

dolayı hem de Murat abi

asansörde kaldı.

Murat abi asansörde kalmış.

Abi o anları anlatmak ister misin? Bir sürü asansörde

kaldım. Kırk dakika ve kimse

bizi sikti.

Abi burada

Furkan'la, Furkan Burak'ın

kardeşi Arda var. Az önce geldi gördün mü?

Evet. Üçlü bir şekilde kaldık

ve çok bariz belli. Sana bir şey

söyleyeyim mi? Aramızda VIP bir

cunuk vardı yani. Arda.

Belki Arda yani.

Birisi indi ve biz bindik oraya.

Asansör görevini

devam ettirirken durdu bir anda.

Hani yapıyordu işini. Bir de

Alman markası bir asansör.

Noterler gibi olabilir mi?

Güzeldi yani. Kırk dakika

boyunca alışveriş merkezine gittiniz.

En son dedim ki

sipariş verelim sike sike

açacaklar. Asansöre

sipariş verelim. Abi artık bu noktaya geldik.

Furkan'ın fikri daha iyiymiş. Furkan demiş ki

biz de burada sigara yakalım. Kameradan

kameradan görüp gelirler zaten.

Bunun bir ilerisi asansöre sıçalım.

Konteyner olarak.

Bir noktası burada sıçalım.

Ne oldu size götü patlayan Türkler mi oldu?

Benim üzüldüğüm ne oldu biliyor musun?

Kapının dışından bir ses geliyordu.

Ben de ses gelince dedim ki vuralım duysunlar.

Vurdum. İçeride birileri var

diye.

Dışarıdakiler şey dedi. İçeride birileri var.

Biz de böyleyiz.

Dönüşüyoruz içeride.

Abi dedim içerideyiz falan. Yardımcı

olalım bilmem ne. İyi misiniz falan.

İyiyiz bilmem ne. Tamam dedi ben yardımcı

edeyim. Siktir olup gitti oradan.

10 dakika daha kimse gelmedi. Birileri

daha geldi. Güvenlikmiş. Ben dışarıyı

görebiliyorum abi. Hayal edebiliyorum. Birisi

yani AVM'nin en saçma güvenliği

tornavidayla geldi ve

şöyle bir şey oldu. Kapıya soktu

falan. Bizim asansör eksi ikiye gitti.

Biz sıfırdaydık. Acaba eksi ikiye mi bastı?

Bilmiyorum. Eksi ikiye

gitti ve gene herkes gitti.

Bunlar gitti artık falan.

Abi kimse gelmedi. Tornavidayla

gelmesi de ilginç. Sen kapıya böyle darbe

vuracaksın. Abi saçma sapan bir şey. Bizim özel güvenliklerimizin

ben asansörden kurtarma eğitimi

olduğunu düşünmüyorum zaten. Abi yok kesinlikle.

Genelde özel güvenliklerimiz bir takım

eğitimleri alıyorlar. Bir job, bir kelepçe.

Olaya müdahil oluyorlar. Yani yakışıklı

güvenlik de bu konuya dahil. Evet.

Özel güvenliklerin bir şey yaptığını düşünüyorum.

Kelepçeyi vurup döndürmekten başka. Abi bu

eksi ikideyken

ben dedim ki genel merkezi arıyorum.

Bir güven salsın dedim.

Hangi genel merkezi aradığını söyler misin?

Şimdi telefonun içine basıp

genel merkezi arıyorum.

Çünkü Ardın'ın da

o arada panik ataklarına başladı. Adam asansörü

yapan firmayı aradı. Abi Ardın'ın panik

ataklarına başladı. Abi siz bu anı mı yaşadınız?

Her yaz dizisinde olan asıl kız

asansörde klostrofobik

panik ataklarını yaşamaya

başladı. Bu anı mı yaşadınız? Abi Ardın'ın panik

ataklarına başladı. Sen Ardın'ı bir öpücükle

sakinleştirdin. Ardın'ın panik ataklarına başladı.

Yani puantiyeli bir pijamayla

sokağa koştu bu adam ya.

Abi asansörde dedim ben nereye kaçacak

mıyız? Ben bu anı yaşamak

istemiyorum. Dedim ki şimdilerin genel merkezi

genel merkezi değil mi de biraz şey adamda yani.

Şimdilerin genel merkezi.

Şimdilerin genel merkezi de Cihan Beyli'de

oturdu. Yani adam alergazız

bir adam. Dedi ki ben hemen şey yapayım.

Benim için Samsun Spor'un sağ vekili bugüne kadar.

Eksi iki de dört tane. Şimdilerin genel

merkezinden cevap bulabildiniz mi?

Peki açan Türk müydü? Açan dört tane.

Ha telefonu açan Türk'tü.

Ya yemin ederim ya Konya Kulu'da.

Konya Kulu'da. Biz öyle bir

genel bir şey yaptık öyle.

Abi neyse biz dört tane çocuk

açtı. Abi dedik asansör bozuk bak

binmeyin abicim falan filan. Alakasız dört tane çocuk.

İyiydi diye atraksiyon oldu.

Ben dedim ki kapıyı sıkı kapatın.

Arkadan gittin. E gittik hala asansörde

olduk.

Doğru, doğru. Abi Arda'ya gelmişken, Arda biliyorsun panik atak geçirdi ve ölüyorum korkusuyla kendisini evin önündeki boş arsaya hatta diğer ev, arkadaşın arsaya, teknolojiyi bir paramedik olarak soruyorum.

İnsanların ölüyorum korkusuyla kendisini sokağa ya da toplu kamuoyuna atması yaygın bir durum mudur? Bunun altında başka nasıl psikoloji var?

Bir film vardı, bunun bir psikolojisi var. Orada bunu düşünmüşler belki ki, kıyamet kopacak herkesin haberi var ve bütün insanlık deniz kenarına gidiyor.

Kıyamet değil ya, 2011'de mayalar kıyamet koparacakmış, Şirince'de bir yerde bir otelin kampanyasını bütün dünya şey yapmıştı.

O değil değil ya, film kanka bu, o haber. O bizim Şirince'lilerin yediği bir boku.

Ama Şirince bu kadar başarılı oldu.

Şarap satışları arttı falan, öyle bir şey.

Ben şöyle bir keps beğeniyordum o yıllarda, Şirince'nin gökyüzünde böyle bir el şahaneti. 2011 yılında bunu beğeniyordum sadece.

Ama kıyamet Şirince'de nasıl kopacak? Mahzen patlayıp millet alkole mi boğulacak?

Şirince'de kopmayacakmış.

Yani insanlar ölmek üzereyken en azından toplu, kalabalık içinde ölüyüm gibi bir şey mi?

Kalabalık ve açık alanlar. Evet, deniz kenarına gidiyor. Arda'nın Ümraniye'ye, Stergon Caddesi'ne gitme, Fevzi Çakmak'ta.

Bir de yokuş yukarı, Arda orada ölse böyle ölecek yani. Yere düşse, Allah göstermesin.

Boş bir haritada ölse de ölüm sebebini bulamayabilirsin.

Tek olarak, sizin işinizi kolaylaştırmak adına nerede ölmeliyiz?

Nerede ölmelisiniz?

Belli ki öleceğim 30 saniye sonra. Para verip de bana sövmesin dedim.

Biz kesinlikle, arkadaşlarım çok zor şartlarda zaten olan vakaları bile indirebiliyorlar. Sorun yok.

Ama tabii şeye de ben takılıyorum. Senin dediğin konuyla bağlantılı.

Yaşlı ve mental anlamda, fiziksel anlamda çok kötü. Yatalak bir insan.

Yattığı yerde ölecek o belli ki.

Hep böyle asansörsüz binanın en üst katındalar.

Şey diyorlar diye düşünüyorum ben herhalde, 65 yaşına geldik, ulan gidiyor vücut.

Ya Allah kıymet çekmesin.

Hani damda yaşayalım, zorlaştıralım işleri falan.

Peki mesela gerçekten bir insan ölmeliyse nerede? Yatağında mı ölmeli?

Çok ölüm tattı.

Şunu da söylemek istiyorum.

Murat abi, az önce bahsettiğim üzere asansörde kalıp, asansörü yapan şirketi aradı.

Evet abi.

Hayatını bu kadar seveceksin. Ne eksik ne fazla.

Böyle hani önlemler alabilir misin?

Bu kadar. Hayatı bu kadar seveceksin ya.

O zaman bir sonraki haberimize geçelim.

Güneş patlamaları. Evet, güneşte büyük patlamalar yaşandı.

Hatta bir NASA'nın uzay aracı bu patlamaları görüntüledi. İçinden geçti.

Sen bu konuda ne demek istersin? Bu konuda ilk sana danışmak istiyorum. Çok heveslisin.

Çok hevesliydim, çok patlama çatlama konuştuk.

Şöyle bir espri hazırlamıştım ama o kadar havası indi ki.

Çok toksiseldi.

Aynen, Suriye'de normal bir gün diyecektim.

O kadar savaş konuştuk ki Allah kahretmesin.

Hep şey oldu ya dün böyle. Telefon bağlantılarınız geldi.

Bazı sayfalarda şey paylaşıyor. Evde aniden bir elektronik alet bozulursa

bu bundan dolayı.

Bunu güneş patlamasına bağlı.

Hemen haber verin, evet.

Ya da elektrik kesilirse. Oğlum Türkiye'den burası.

Elektrik kesiliyor yani burada.

Güneşin patlamasına gerek yok. Burada trapa patlar yani.

Doğru.

Burada sürekli bir güneş patlaması var.

Doğru, güneş de...

Sen şakanı yapar mısın? Gülelim.

Yaptım işte.

Sen onu çünkü...

Doğru.

Neydi senin şakan?

Suriye'de normal bir gün diyecektim ama çok indi, çok çok.

Abi Suriye'deki normal günü adam bizzat anlattı.

Aynen, adam normal bir günü anlattı.

Doğru.

Abi Suriye'de falafel yerken birbirini vuran adamlar vardı.

Suriye'de bir normal günde ondan da biraz bahseder misin?

Falafel değil pardon.

Sen Suriye'de yemeği çok sevdiğin tavuk neydi?

Normal çıtır tavuk var orada.

Ama...

İsmi...

Crispy.

Crispy.

Buradan Suriyeli dostlarıma da selam...

Crispy zaten çıtır demek değil mi?

Bizim de Crispy.

Suriyeli dostlarına buradan selam mı söylüyorsun?

Çok fazla arkadaşım var.

Çünkü Esenyurt'a selam geldi.

Evet.

Çok fazla arkadaşım var.

Buraya gelsen...

Suriye'de bir süreç geçirdi bu adam.

Hem de iç savaştan sonra.

Ya bak bu adamın hayatıyla ilgili benim imlendiğim tek bir şey var.

Şu an seni dinlerken net emin olduğum bir şey.

Tek imlendiğim şey var.

Sen de bunu yaşıyorsun bazen.

Evet.

Sen mesela aile üyelerine, kendi büyüklerine karşı bir noktada ezilmiyorsun bizim aksimizin.

Onun yaşıyor.

Nasıl yaşıyor?

İşte...

Bir sorunla...

Aile büyüklerine eziliyor.

Bir sorunla, bir derdinle babana gittiğin zaman diyor ki benim senin yaşında çocuğum vardı diyor adama.

Bitti yani.

Bütün dertlerim boş diyor.

Ben bundan çok muzdaribim.

Geçen duruşmaya çalışıyordum.

Sabah duruşmam var.

Burada bir sola atacağım bir dakika bir derdimi yanmak için.

At hadi bir sola at.

Duruşmaya hazırlanıyorum.

Uzaklaşmaman lazım.

Mutfakta çay içerek duruşmaya hazırlanıyorum.

Kalem düştü elimden.

Babam dedi kalemin yükünü düşürdün dedi.

Evet dedim.

Şöyle bir cevap verdi bana.

Ben senin yaşındayken roket atıyordum dedi.

Ben bununla nasıl mücadele edebilirim?

Canım bu nasıl bir...

Ver önüme baba ya.

Roketini ver önüme.

Hayır bununla nasıl mücadele edebilirim?

Diyorum ki mesela ehliyet sınavına geçtim.

Bunu bir cinsel performans olarak söyleyelim.

Hayır hayır.

Gerçek fiziki roket atıyor.

Ehliyet sınavına geçtim.

Tamam büyük bir şey başarmadım.

Büyük bir şey başarmadım ama içimde ufak bir coşku olur ya insanın içinde.

Bir şey başardım.

Anlatıyorum.

Suriye sınırında sürdüğü tankı anlatıyorum.

Herkesin böyle mesleki şeyleri de vardır.

Mesela bir sanayici gelip ben senin yaşındayken kayışları yağlıyordum falan diyebilirim.

Ben Fiat Binean'ın motoru indirim.

Hayır bak şöyle.

Baban roket atıyorum dedi.

Bence bir daha yapıştırma.

Babamla ama aramda bir kavga var yani.

Ehliyet sınavına geçiyorum.

Adam bana diyor ki Suriye sınırında bir gün tank sürüyordum.

Bırak da beni kutlasın insanlar.

Ama eskiler bak bu tamam sağ olsunlar.

Bana bizimkiler öyle bir yüklenmeleri yok.

Ama babamın veya işte büyüklerimizin anlattığı olaylar vardır ya.

Biz okula işte 4 saatte giderdik.

Yani servis var oğlum.

Tekerlek icatları 1 milyon sene olmuş.

Yani ne yapalım baba bizde mi 4 saatte gidip?

Yol yapılmış bahçeden mi gidip?

Hayır ya şöyle sorunlar yaşıyorum babamla bir de.

Bir de öyle bir ömür yaşamış ki.

Mesela okul takımıyla maç kazanıyoruz.

Hiçbir şey de yapmamışım.

Adım geçmiş.

İnsanın içinde ufak bir mutluluk oluyor.

Gidiyorum anlatıyorum.

Diyor ki sene 94 jandarma genel komutanlığı koşu takımıyla Türkiye şampiyonasındayız.

Bu nasıl bir ömür amına koyayım?

Ben nasıl mücadele edeceğim buna?

İşte aslında orada şunu düşünmüyor.

Biz çektik bunlar çekmesinin psikolojisi değil de.

Kimisi de işte biz yaptık.

Siz şimdi iyi şartlardasınız.

Daha iyi olmalısınız.

Olmamalı yani.

Hani kalem kılıçtan keskin diyor.

Yani sen bazuka atmalısın anladın mı?

Senin babanla yani yarışabileceğin bir şey yok.

Adam roket atıyormuş yani anladın mı?

Ya bak sorun şu.

Tamam madem böyle bir ömrüm var.

Test çözüyorum.

Üniversite sınavına çalışıyorum.

Fena da değilim.

Hukuk kazandım okuyorum yani.

Hala okumuyorsun oğlum.

Biz hukuk okumuyoruz.

Hukuk bitirdik evet.

Hukuk bitirdim yani.

Fena değilim bu ders işlerinde.

Çözüyorum.

Adam geliyor yanıma.

Elinde çay öbüründe sigara.

Kökünü al kökünü diyor.

Baban cinsel mesajlar vermeye çalışıyor olabilir.

Kökünü al derken de diyor olabilir.

Sence iyi dinle.

Hayır ama bak.

Babaların nasihatleri çok sıkıntılı.

Ben sigara kullanmıyordum.

Babam sigara içiyor.

İçmeyin bunu.

Babamla konuşuyorum.

İçmeyin bunu.

Oğlum sen yani 2 paket bafra bitirdin.

Hayır işte sen içme diye dünyadaki bütün sigaraları bitirmeye çalışıyorum.

Röntgen çekiyoruz.

Burada Malboro yazıyor.

Abi sen daha ne arıyorsun?

Hayır bir de ben şeyden dert veriyorum.

Her konuda başarılısın.

Tamam her konuda beni izle.

Eyvallah da ben niye Ford Fiesta'ya biniyorum.

Herkes kendi işiyle ilgilensin biraz.

Şimdi şunu ben çok iyi biliyorum ama bunda bir genetizm saklı bu olayda.

Mesela Burak Latif abi gibi olacak büyüyünce.

Bu kaçınılmaz.

Sen baban gibi olacaksın.

Ben de babam gibi olacaksın.

Ben izleyip gülüyorum şimdi mesela.

Babam ne derse desin seni öfkelenmem öfkelendirmiyor da.

Babam acayip bir adam.

Yani benim en çok takıldığım baba hapşuruğu vardır.

Vardır.

Biliyorsunuz değil mi?

Sabahları ya herkes yatıyorsa kaldırayım onu bakayım diye böyle puh diye.

Hani böyle bir hapşuruk mu var oğlum?

Herkes yatıyor kaldırıp.

Balkona çıkıyor puh diye bir ses geliyor.

Evet yaş büyüdükçe saygısızlaşma artıyor babalar.

Eve misket bombası atıyor.

Umursamazlık.

Umursamazlık böyle bütün vücuttan sesler çıkarmalar falan.

Aynen.

Babamın hapşuruğu bir cenazenin feryadını kestiriyor.

Bak hastane anısıdır bu çok merak ediyorsun ya.

Babam.

Çok merak ediyorsun.

Sen az önce sordun ya işte yaşlılar ölüm falan filan.

Bak babamın hapşuruğu bir feryadı dindirdi.

Nasıl dindirdi?

Babamın eli kesilmiş dediler ki hastaneye gidelim falan.

Ya dedim tetanoz metanoz bilmem ne.

Gittik babama açtık.

Öyle teşhis koyar bu arada.

El kesilmiş tetanoz o zaman diye.

Ya bir şey yok diyor da bu bir de yaşı ileri insanlarda şey var.

Babama bir iğne iplik getirin buranın.

Aynen öyle bir şey yok.

Bir şey yok diyor parmak da yok yani.

Peçeteyi sarmışız.

İşte umursamazlık artıyor.

Gitti aşıyı yaptırdı falan filan.

Dediler ki 15 dakika bekle.

Niye dedim kapıda bekliyoruz.

Yan tarafta da morgun girişi var.

Birilerinin cenazesi var belli ki.

Ağlıyorlar sızlıyorlar.

Çok kötü bir durum böyle 30-40-50 kişi var.

Biz de babamla bekliyoruz.

Babam sigara içiyor.

Ben de yanında duruyorum böyle.

Babam ve çocuğu olduğumuz çok bariz belli dışarıdan.

Evet ben gördüm.

Bir Murat.

Yaşlandırma simülasyonuyla yaşlandırılmış Murat abi yaklaştı bana bir ara böyle.

Abi babam çok...

Evet Burak gördü bu arada.

Bir de yani o olayın içinde değiliz.

Onlar var ve biz varız.

Babam sigara içiyor.

Şöyle bir şey oldu.

Puh diye.

Bak ağlayıp sızlayan insanlar da çıt diye kesildi.

Ve herhalde şeyi düşündüler ilk anda.

Bunun acısı daha büyük.

Biri öldü.

Başka biri daha öldü.

Her biri daha öldü.

Babam da şöyle yaptı.

Lan hapşurdum belli etmem lafını bari.

Ağzını falan şey yapıyor böyle.

Ya dedim bu babam değil.

Bu bu dedim hapşurdu.

Abi puh diye hapşurulur mu ya?

Bunu bir...

Abi sound'u da yok.

Polifoniye çeviri bir şey yaptı yani.

İncelt abi bunu yani.

Doğru bir umursamazlık artıyor.

Çok fena.

Sabah lavabosunda da falan reyesler oluyor ya babalar gülüyor.

Çat çat çat diye su çarpıyor.

Sonra sesler geliyor.

Su istiyor ya babam beni bir kere uyandırıp kaldırdı.

Su getirir misin oğlum bana dedi.

Tamam baba getireyim dedim ya.

Yazıklar olsun sana dedim ya.

Babam şimdi anlaşıldığı üzere asker.

Evet.

Babam emekli oldu eyvah eyvah.

Bak ben 14 yaşında evi terk edip yurda gittim.

Okulun yanındaydı.

Öyle dert çekiyor benim kardeşim falan.

Of.

İnanamazsın yani terk ettim.

Üniversitede eve çıktım.

Yani mahvediyor ya.

Şöyle bir şey var adamın.

Sayım yapıyor devamlı.

Evde bir sayım halindeyiz yarım saatte bir.

Bütün odaları geziyor.

Bir, iki, üç, dört.

İki tane çocuğu var bir de eşi var.

İştime alıyor devamlı olarak.

Ya devamlı bir sayım halinde.

Eksik çıkınca da kendini unutuyor zaten.

Yaşlandı da.

E mücadele edemiyoruz zaten.

Abi her şey tek bir kan damlasıyla MS teşhisi falan diyor.

Bunu konuşmak ister misin?

Ya bunu sen tıp seminerlerinde konuş sen iyi yap.

Ya bunu çok basit bir şekilde söyleyebilirim.

Bu yani ben katılmıyorum buna ya.

Ya şöyle düşün.

Tek bir kan damlasıyla hiçbir şey teşhis edemeyiz.

Tek bir kan damlasıyla şundan dolayı.

Abi bugün adamlar işte altı yıl okuyor.

Üzerine uzmanlık, üzerine yandallar falan filan.

Adamın ömrü bununla geçiyor.

Yani bu bilip bir glikometre, bir şeker cihazı gibi ölçülecek.

Yani siktir et o zaman tıp fakültesine.

Böyle bir dünya yok.

Çünkü hastalıkların hepsinde.

Bugün gribi bile tek bir kan damlasıyla teşhis edemezsin.

Ben o damarına sokacağım.

Bir litreyi alıp çıkacağım diyorsun.

Abi çok farklı.

Mesela MS teşhisi diyor.

Boş okumadım diyorsun.

Lomberden işte boz sıvı sağlanıyor.

Oradaki protein artışına bakılıyor.

Kas ve sinir seyirmelerinin hızına bakılıyor.

Kliniğine bakılıyor.

Çok anladım evet.

Yani 3-4 farklı, 10 farklı tetkik var.

Ve en son 5 hastalık arasında tek kan damlasıyla bakılmak yani.

Şöyle bir şey sorayım.

Tek bir kan damlası köpek bağlamıyor.

Aynı geyin.

Aynı adam yapıyor değil mi bu haberleri?

Köpek bağlamıyor tek bir kan damlasıyla.

Hüseyin abi yapmış olabilirdir.

Sakin ol.

Hayır Hüseyin abi.

Hüseyin abi evet bir makale yazdı.

Bir 10 yıl tıp çalıştı.

Hüseyin abi de ötenek var.

Değil mi?

Bunun için.

Doğru.

Hayır bence herkes bunda şuna alınıyor.

Çok güzel haber bu arada.

Tek bir kan damlasıyla kelime ve beynin vuruculuğu burada.

Çok güzel.

Abi bizde işleri çok basitleştirme olayı var ya.

Hep böyle en az, en hızlı şekilde öğrenme abi.

Hastalık o kadar hızlı gelişmiyor ve süreç, klinik o kadar hızlı değil.

Tek bir kan damlası.

Tek bir kan damlasıyla bir kişiye şeker hastasın bile diyemiyorsun.

Doğru.

Şekerin yüksek diyorsun.

Gidiyorsun HbA1'ce son 6 aylık baktırıyor.

İşte şimdi şeker hastasın.

Artık tulumba yem ediyorsun.

Abi o yüzden grip oldum diyebiliyor musun?

Diyemezsin abi.

Gidip baktırıyorsun, ton silit falan filan bakılıyor.

Peki şey ne?

Ben sana bir tıpçı olarak söyleyeyim.

Mesela fakirler grip oluyor.

Anal tissürü dostlar herkes biliyordur elbet ama.

Herkes ne bilsin anal tissürü.

Anal tissür abi.

Normal hayatımızda çok sevindim.

Bir yırtık ya da çatlak olması, oradan kanamanın gelişmesi.

Abi haber vermeden yapılamaz.

O haber vermeden yapılıyor denenler,

onları orospu sanmayalım diye.

Çünkü abi şundan dolayı bu rektal tüşe dediğin olay.

Ben elletmedim gibi.

Bu rektal tüşe dediğin olay,

pantolonu indiriyorsun bir pozisyon alıyorsun falan filan adam bakıyor.

İçeriye bir şey var mı?

Haberim yoktu.

Lan diye bir şey var mı?

Değil abi.

Asla değil.

Adam hani ben isteksizdim gibi.

O kadar da istekli değiliz.

Bu benim haberim olmadı.

Ama hiç keyif almadım dese mesela daha güzel bir açıklama olurdu.

Ya tabii onu dese mesela yaptırmayın falan dese.

Bu arada üç kişiden biri yaptırıyor bunu.

Bunu biliyoruz.

Daha yaptırmadık bakalım.

Basur tedavisine çok yaygın.

Tedavi dışında yaptıran var mı acaba?

Gerçekten tıp çok ileri gidiyor.

Türkiye'de bu arada gerçekten.

Rektal tüşeyle bir markayı zannettim.

Sen geliyorsun, yoldasın.

Eyvallah.

Ama şeye de şaşırıyorum.

Bizim halkın bu olayı geriye götürmesine de.

Bugün baktığında antik Mısır'da bile abi,

adamlar işte bu piramitler yapılırken,

bel fıtığı tedavileri var antik Mısır'da.

Cerrahi operasyonlar var bel fıtığı ile ilgili.

Çünkü ağır kaldırmalar falan filan bir şeyler.

Aynı keza işte bugün bizim mahalli yerlere baktığın zaman

duvarda bel fıtığı çekileri yazıyor.

Yani bu...

Kesin o siyah spray boyayla boyanmış oluyor.

Abi altında da bir 0540 bilmem ne numara.

Abi 3000 yılda adam, ya villattan önce 3000 yılda

cerrahi operasyon yapıyorlar.

Ama geriyorlar, çarmıha gerer gibi.

Cerrahi operasyon var.

Omurların arasında kas mühürlemeler falan yapıyorlar adamlar.

Sen gidiyorsun bel fıtığı çekilir.

Siktir git.

Abi bu kadar basite indirge mi?

Yani bunlar gerçekten geriye götürüyorlar.

Ya da tamam, antik Mısır'da da çok saçma sapan şeyler vardı.

İşte kadın kısır mı değil mi diye rahmin ağzına

sarımsak koyuyorsun akşamdan.

Sabah ağzından ve burnundan sarımsak kokusu gelirse

kanallar açıktır ve kısır değildir diyorlar.

Böyle bir tedavi.

Gebelik testleri var.

Antik Mısır'da da.

Antik Mısır'da gebelik testleri var.

Nasıl oluyor?

Adamlar bir kutu arpa, bir kutu da buğday var.

Hep bitkisel tedavi.

Evet evet.

Kadın sabah kalkıyor.

Bir tane de hamile olmayan kadın.

Dört tane kutu var böyle arpa, buğday.

Hamile olmayanın hamile olmadığını.

Hamile olmayan da ikisine değişiyor.

Hamile olan değişiyor.

Eğer hamile olan iki filizlerse hamile diyorlar.

Bak ikisi de filizlenirse.

İkisi de hamile.

İkisi de hamile değil diyorlar.

Tamam etsin ya.

Bu arada hamile olduğuna karar verdim ve arpa filizlenirse

abi kız çocuğu, buğday filizlenirse erkek çocuğu.

Yani abi idrar değil.

Su da döksen.

Bilimsel olarak böyle bir şey var mı ya?

Sanmam.

Yoksa bugün de yapıyor olurdu.

Bugün yapıyor olurdu.

Bugün BTA-ECG'ye bakıyorsun işte idrardan falan.

Eczaneden 114 liraya alabiliyorsun şu anda.

Ya bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler değil tabii.

Evet ERM fiyatı falan her şeye bir meslek.

Niye bu kadar iyi biliyorum onu da biliyorum.

Ya bana bir laf atmayın ya.

Bana bir laf atmayın ya.

Belli ki hamile kalamam o belli şu anda.

Çok acayip ya çok acayip.

Antik Mısır.

O zaman son konumuza mı girelim?

Hadi git.

Hadi son konumuza girelim.

Nedir abi son konumuz?

Son konumuz şu.

Hüseyin abiden yine müthiş bir haber aldık.

Her hafta Hüseyin...

Ama bak bu da tam bir keyfiymiş.

Bu az önce saplanmıştı bu arada.

Hüseyin abiden haberimiz.

Artık unutulmaya yüz tutmuş kullanılmayan teknolojiler.

O zaman söyle bize şu haberi ya.

Artık unutulmaya yüz tutmuş teknolojiler.

Mesela arpaya işemek gibi.

O bir teknoloji değil o sim ya.

O bildiğin dümdüz sim ya.

Şimdi birkaç tane aldım 3-4 tane aldım.

Ajans Dijital'de konunun haberi var.

İnceleyin çok güzel teknolojiler var.

Ben şimdi 2-3 tanesinden bahsedeceğim.

Bir tanesi kedi çevirmeni.

Kedi çevirmeni.

Evet böyle bir şey icat etmişler.

Kediye tutuyorsun işte miyavlama sesinden tonlamasından.

Derdinin ne olduğunu söylüyor mesela.

Kedi sana miyavlıyor.

Açın kapıyı diyor ya mesela.

Onu söylüyor.

Bir isteği var.

Kedinin ne istediğini söylüyor.

Açın. Evet.

Şimdi artık kullanılmıyormuş.

Çünkü yanlış sonuç veriyormuş.

Yanlış sonuç.

Yani kedi şiveli de olabilir.

Van kedisi mesela.

Van kedisi.

Unutulmaya yüz tutmuş yani.

Ya da Trabzonlu.

Unutulmaya yüz tutmuş.

Son hatırlayan Hüseyin abiymiş bugüne kadar.

Bunu herkese anlatmak isterim.

Çok güzel haber bu arada ya.

Çok güzel evet bayıldım.

Kedileri anlamak ister miydiniz?

Yok ben hayvanların konuşmasından yana değilim.

Çünkü bazı bilinmemesini istediğimiz şeyleri yaparken yanımızda hayvanlar olabiliyor.

Hani.

Haa.

Ve bugün hep hayvanların konuşması gibi.

Eğer bir konuşursam gibi.

Bir konuşsası işte.

Bizim eski öğrenci evinde bir kedi vardı Diego.

Bak o bir dile gelse.

Üç kişiydik.

Üçümüzü de bitirir.

Abi bitirir.

7-8 kişiyi doğrar lan.

Bir de bak hayvan deyince biz hep aklımıza işte kedidir köpektir falan.

Ya karınca konuşursa.

Bu bluetooth ile bağlandık ve anladık.

Ne bok yiyeceğiz.

Olmaz abi.

Gördüğünü bilmiyorum çünkü karınca.

Gördüğünü bilmiyorum.

Gördüğünü bilmiyorum çünkü.

Bence karınca konuşursa hukuki delil olur.

Şimdi bir tane daha unutulmuş teknoloji.

Kokulu filmler varmış abi zamanında.

Kokulu film.

Evet 1930'larda yapmışlar.

Kokulu filmler konulu filmlerle aynı kategoride mi toplanan filmler bunlar?

Yok.

Onun altında.

Analfüstür kategorisinde.

Kokulu filmler şöyle 1930'larda denenmiş bu.

Şöyle.

Filmi izliyorsun ya sinema salonuna filmin efektiyle ilgili kokuyu veriyorlar.

Filmin efektiyle ilgili kokuyu veriyorlar.

Oğlum filmde mesela geziyorsun.

Çiçek bahçesinde çiçek kokusunu veriyorlar sinema salonuna.

Sonra bu kaldırılmış.

Neden?

Bir kere maliyeti çok yüksek.

Tabii canım.

Bir de bazı kokuları bulamayabilirler.

Nasıl?

Hangi kokuyu mesela?

Bununla ilgili görevli bir adam var ve her kokuyu soruyorlar.

Lağma düşüyor mesela.

Lağma düştü.

O kokusu mu salacak?

İlyas diye bir adam.

Ikınıyor ıkınıyor gibi.

Abi nereden bulacaksın?

Zaten oradaki sorun İlyas diye bir adamın sıçmasını niye filme alıyoruz biz?

Hiç bunu düşündünüz mü?

Ya belki yani bu bir sanat filmidir.

Ha bu da sanattır diyorsun.

Bu bir sanat filmidir ve orada her şeyi biliyorsun.

Kokulu filmler.

Kokulu filmler olmaz.

Ya bir de aynı duygu.

Mesela romantik filmde kimin kokusunu vereceksin?

Kadın parfümü vereceksin belli ki.

Aynen mad parfümle sal sal şöyle vur birazcık.

Ama olmaz mesela.

Ben mesela tam duygulanacağım diye.

Kolonya da atıyorsun.

Aynen.

Selçuklu kolonya.

Selçuklu kol.

Kılıyorsun etrafında.

Aşık olduğum kızı özledim ya da artık aşık olmak istiyorum.

Evet verdi kokuyu bana.

Evet özledim.

Ve bütün duygusallığım mahvolur onun kokusu değilse mesela.

Evet bazen öyle kokular vardır mesela.

Bir kere bana çok ilginç bir şey oldu.

Bir gün arabada gidiyorum yeni bir koku taktırdım şeye.

Sonra aldım onu bir kokladım eski sevgilimin parfümü.

Koku hafızası.

Böyle bir şey nasıl olabilir?

Abi koku hafızası gerçek değil mi?

Eski sevgilimin parfümüyle araba kokusu nasıl aynı kümeye girdi ben onu merak ediyorum.

Bu bir kramatır aslında koku hafızası.

Mesela bir çok kötü hafızası yıkıldığında gelebilir.

Yaşadığın anda herhangi bir koku senin için baskın gelmiştir o an fark etmezsin.

10 sene sonra o kokuyu duyduğunda o ana gidersin yani.

Evet.

Ya ben şu koku hafızası mesela işitsel hafızadan daha kuvvetli olduğunu biliyorum.

Çünkü ses unutulan bir şey.

Birinin sesini zamanla unutuyorsun.

Ama mesela geçenler dediğim 3-4 ay oldu.

Evde bir toka buldum.

Saçım da uzundu o zaman.

Bağlayın dedim bir kokladım.

O toka bana aylar önce gelen bir hediye.

Evet.

Adını bile hatırlamadığım birinin yüzünü anımsadım.

Bak kokuyu alınca gözlerim falan doldu.

Adını bile hatırlamadığım biri.

Öyle kokular oluyor ya.

Güneş kremi demese bana yazı anımsatıyor.

Sonra tabii adını hatırladım.

Bir de takip siteye attım reddetti.

Bir daha doldu gözler.

Bir daha doldu gözler.

Bir kere daha.

Son konumda uzay asansörü.

Murat abinin kaldığı asansör mü?

Bu hayır.

Bu bir teknoloji.

Bunun bilgisini vereyim.

Bunu biliyorum biraz.

Bu bir teknoloji olarak düşünüyorum.

Aslında bir teknoloji değil bu.

Bu bir proje.

Uzaya asansör yapsak.

Oradan işte yolcular gitse falan.

Ama bu mümkün değil.

Çünkü fiziksel olarak bir madde ya da bir bina ne kadar yüksekse eninin de o kadar genişlemiş olması gerekiyor bir noktadan sonra.

Burj Khalifa'ya falan baktığın zaman en ucu mesela çok sivri.

Aşağı taraf genişlere gidiyor ya.

Uzaya kadar bir asansör yapman için ne kadardı?

Hindistan büyüklüğünde bir zemin olması gerekiyor.

Bir de kalsan çok sıkıntı.

Hani ölüm dünyadaki asansör sahnesi var ya binmeyecektik.

On noktaya.

Ama bence becerebileceğimizi de zannetmiyorum.

Daha AVM asansörünü.

Abi daha biz 5 kat.

Zaten fiziksel olarak mümkün değil.

Stratosfere kadar taş mı düşeceğiz abi?

Stratosfere kadar taş.

Uzaya asansörü mümkün değil yakın gelecekte.

Yakın gelecekte de hiçbir zaman mümkün değil.

Fiziksel olarak yapılamaz uzaya asansörü.

Ama uçarak bir cesim yollayabilirsin.

Ama bütün bağlı bir şekilde.

Abi bir çubuk da düşün.

Çubuğun altı geniş olmasa dik durmaz ya.

Evet.

Basit mantık yani.

Ya uzaya gitmek için asansör fikri zaten biraz ilkel ya.

SpaceX yapmış abi.

Asansör biraz işleri kolaylaştırıyor ya.

Basket gibi yani.

Mesela kızlar asansörde fotoğraf çeker mi yine uzay asansörü?

Abi şöyle bir şey var.

Kızların asansörde fotoğraf çekilme sevdası.

Senin için kolaylaşıyor gibi geliyor da bir asansör SpaceX kadar hızlı ulaşabilir mi?

Ulaşamaz büyük ihtimalle.

Ama yine bir asansör konforunda yolculuk etmesi.

O daha teknolojik bir şey varken.

Neden daha yavaşını yapasın ki?

Benim arkadaşlarım aniden stopa bastım iştahımına koyayım diye.

Stopa basıyorlardı.

Abi düşünsene.

200'ün fıkıhı yapacak şeyler olacak mıydı?

Stratosferde kaldın.

Schindler Genel Merkezi'ne ara, ulaş.

ya da bas bütün katlara basıyosun bütün katlarda

telefon çekmiyodur yukarda

yani bilmiyorum bilgim yok

evet o noktada

program ben bitircem sıkıldım

program bitiyor

program bitiyor

murat abi zaten acayip kişisel bir show yaptı çok eğlendim

ben ama çok fazla özür dilerim

murat abi dinlemekten dolayı

yine sağ profilimi dayadımda dayadım

şöyle dayadım

geçen hafta uyarılarda bulunmuştuk

antep fıstıklarınızı hazırlayın

murat abiyi şöyle mi dinleseydim

şöyle dinleseydim

murat abi buramda konuşuyor çok saçma bir düzlük

hüseyin abi biraz daha mobil gördüm

hüseyin abi bugün

hüseyin abinin bugün gömleği çok iyi

hüseyin abi bilir az önce brezilya fönü geldi

aklıma da biz düzlük

deyince

abi bilirsin o döneminde

brezilya fönünün 2000'li yılların başında çıktığı

ve çok ilginç bir şekilde

bence brezilyaların böyle de bir iddiası yok

biz çok düzlük yaratırız gibi

6 ay

çok acayip yayıldı böyle

o zaman zaten her şeyin fanatıydık

pokemon oluyor ferhat oradan atlıyor falan

kadınların hepsi yaptırıyordu

6 ay kalıyormuş şekerim falan

6 ay kalıyormuş birileri vardı

sağlığa dair her şey için murat öntemel

hayata dair her şey için ajans dijitali

takip etmeyi unutmayın efendim

ajans dijitalden beslenin

başka hiçbir kaynaktan yine beslenmemeye devam edin

başka hiçbir kaynaktan beslenmeyin

devamlı ajans dijital

ajans dijital

dijital hayatın yansımaları

Reklam
Gag Podcast 3.BÖLÜM-Konuk Murat Öntemel - Ajans Dijital