Bu bölümde
Bu bölümde Seyhun Özkara, Ideasoft’un 20 yıllık yolculuğunu, ürün odaklı stratejiyi, zorlukları fırsata çevirme yaklaşımini ve e‑ticaretin geleceği hakkında içgörülerini paylaşıyor. Ayrıca genç girişimciler için pratik öneriler ve Ideasoft’un sağladığı entegre çözümler, yapay zeka projeleri ve Türkiye’nin e‑ihracat potansiyeli tartışılıyor.
Bölüm akışı
Bu bölüme soryeni
Konuşma metnine dayanarak cevaplar; dayandığı anlar saniyesiyle gelir, dokununca oradan çalar.
Konuşma metni
Bir yazılım firması olmak ya da bir proje firması olmak.
Yani siz bir product firması mısınız, bir proje firması mısınız?
Biz o dönemde bunun kararını verdik.
Yani biz dedik ki özel proje almayacağız, custom development yapmayacağız.
Bunun ne kadar yüksek meblalar ödense bile biz bir ürün firması olarak devam edeceğiz
ve kendi ürünümüzü geliştireceğiz.
Konuşmanın tamamı (170 replik daha)
Merhabalar, ben Seyhun Özkara, Ideasoft'un kurucu ortaklarımdır.
Üniversite hayatındayken ortaklarım Fatih Çalışkan ve Kerem Kaya ile birlikte bu serüvene başladık.
Başlarken aslında çok büyük hayallerimiz ve düşündüğümüz, planladığımız bir şeyler yoktu o dönemde.
O dönemin şartlarında üniversite öğrencisiyken iş sahibi olalım, kendi işimizi yapalım
ve geri reddedelim, yaşantımızı süreceğim diye başladığımız serüven.
Aslında işin içerisine biraz girdikçe, boşlukları gördükçe
büyüyen bir kartopu etkisiyle daha farklı alanlara evrildi.
İlk başta belki düşünmediğimiz şeyler önümüze çıktı, fırsatları değerlendirme şansımız oldu.
Bu fırsatlar da yazılım sektöründe oldu.
Yazılım sektöründeki boşlukları o dönemde görme fırsatımız oldu.
Pazarda yeni yazılım dilleriyle, yeni teknolojileri kullanarak yapabileceğimiz şeyler olduğunu fark ettik.
O dönemde ilk başlayan süreçte belki Emlak otomotiv yazılımıyla başlamıştık biz.
Sonra onun satış gelirleriyle yazılım ekibimizi kurup,
ilk temellerini aslında o dönemde üniversite öğrencisiyken başladık.
Herhalde 19 ya da 20 olması lazım.
19 yaşlarda ilk temellerini atarak şirketimizi kurduk.
Biz Ideasoft'ta başladığımız süreçten sonra birkaç fırsat tabii ki önümüze çıktı.
Bunlardan bir tanesi aslında bizim için ilk başladığımızda belki web tabanlı,
dinamik olmayan statik işler yapmaya başlamıştık.
Fakat bu süreçte ben tasarımcı olarak başlamıştım ve tasarımı da ben yapıyordum.
Dördük ki devamlı aynı tasarımları, farklı tasarımları yapıp bunu ölçekleyebilecek bir iş yapamıyoruz.
O noktada aslında ölçeklenebilir bir iş modeli bulmamız
ve yaptığımız ürünü birden fazla kişiye kullandırabilmemiz gerekliliğini fark ettik.
Bu bizim için bir dönüm noktasıydı ve Ideasoft'ta ticaret paketleri de aslında onunla birlikte doğdu.
O dönemde biz dinamik bir şeyler yapalım, yaptığımız dinamiklikle isteyenler bunları kendileri yönetebilsinler,
ürünlerini ekleyebilsinler, çıkarabilsinler, yönetebilsinler diye düşündük.
Böyle başladı. Bence bu bir dönüm noktasıydı.
İkinci dönüm noktasıysa yine aslında aynı noktaya geliyor.
2012 yılında, 2011-2012 yılında Ideasoft'ta ticaret paketleri piyasada çok kullanılmaya başlandı.
Fakat o dönemde firmaların çok farklı yazılım talepleri olmaya başladı.
Bu yazılım talepleri, bugün birçok yazılım firmasının yaşadığı sıkıntıdır bu.
Bir yazılım firması olmak ya da bir proje firması olmak.
Yani siz bir product firması mısınız, proje firması mısınız?
Biz o dönemde bunun kararını verdik.
Yani biz dedik ki özel proje almayacağız, custom development yapmayacağız.
Bunun ne kadar yüksek meblalar ödense bile biz bir ürün firması olarak devam edeceğiz
ve kendi ürünümüzü geliştireceğiz.
Eğer istenilen talepler ürünün gelişmesine fayda sağlayacak şeylerse
o zaman bunu bilaveden, ücretsiz olarak ürünümüze ekleyerek de geliştireceğiz.
Diyerek bir karar aldık.
O dönemde çok büyük markalar vardı.
İşte spor kulüpleri, hatta piyasada rekabet ettiğimiz başka markalar da vardı.
Onlar diğer yolu tercih etti.
Onlar bugün yok.
Biz varız, biz ürün firması olmayı tercih ettik.
Bence bu çok önemli bir kırılımdı bizim yaşadığımız.
Ben önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum.
Bizi bu günlere getiren noktaların en temel adımlarından bir tanesiydi.
İş hayatında zorlukların olmama ihtimali yok.
Bugün burada sohbet ediyoruz, 5 dakika sonra farklı bir zorlukla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.
Fakat bunu bir noktadan sonra zorluk olarak görmek değil,
artık bir engelli yarış koşucusunuz ve mutlaka her noktada önünüze bir engel çıkacak
ve sizin zıplayarak onu aşmanız gerekiyor.
Bunun kabulüyle, bunu bilerek, buna göre hareket ederek yaşamaya başlıyorsunuz.
Akşam gecenin bir saatinde bir telefon çalıp bir şeyle uğraşmanız da gerekebilir.
Gündüz bir problemle de uğraşmanız gerekebilir.
Bu ekip arkadaşlarıyla, ürünle, iş hayatınızla, bankayla herhangi bir yerle olabilir.
Burada önemli olan şey aslında, her şey geçicidir.
Bu geçici olan süreç içerisinde şunu kabul etmek gerekir ki,
bir sonuca ulaştırmanız gerekir, müsbet veya menfi.
Doğal olarak bunun için maksimum performansınızı, veriminizi, mantığınızı kullanarak
en iyi sonuca ulaştırmaktan başka da seçeneğimiz olmaz.
Bunu da yaptıkça, yani zorluklarla karşılaştıkça onlarla aslında savaşmak daha kolay oluyor.
Daha kuvvetleniyorsunuz. Sanki bir sporcu gibi ya da dövüşçü gibi.
Biz, Ideasoft yaklaşık 20 yıllık bir firma.
Ve bu 20 yılın 18 yılında da aslında piyasada e-ticaret yazımları sürüyor.
Ben bunu birazcık şöyle görüyorum. Aslında biz bir otomotiv firması gibiyiz.
Ve otomotiv firması gün geçtikçe değişimler sergilemek zorunda.
Değişen teknolojilere, değişen çağa ayak uydurmak zorunda.
Aslında 2005'lerde başladığımız bu serimende süreç içerisinde birçok noktayı gördük.
İlk başladığımızda hayatımızda mobil cihazlar yoktu, cep telefonu, akıllı telefonlar yoktu.
Şu an bugün konuştuğumuz yapay zeka hayatımıza girdi.
Bundan birkaç yıl sonra ürünleri, belki gözlükleri, mobil cihazlara bakarak gözümüzde canlandıracağız.
Ve bu canlandırdığımız ürünleri yakışıp yakışmadığına bakacağız.
Aynı şey tekstil ürünleri için de geçerli.
Ya da bugün bir mobilya almak istediğinizde salonunuzun köşesine telefonunuzu tuttuğunuzda
o mobilyanın telefonunuzda nasıl görüldüğünü artık gelişen yeni teknolojilerle hayatımıza yerleştireceğiz.
Bu şu anlama geliyor. Aslında e-ticaret hep var.
Sadece şekil değiştirdiği dönemlerde teknolojiyle birlikte ayak uydurmak gerekecek.
Ve bizler de bu projelerin içerisinde her zaman önce olarak, ilk olarak yer almak için çaba sarf edeceğiz.
Bizim en büyük challenge'ımız yani rekabet için en büyük avantajımız da bu zaten.
Birçok etkinliğe katıldım, birçok etkinlikte konuştuk.
Hep genç girişimcilerle ilgili.
Burada benim farklı olarak gördüğüm genç girişimcilerde önerebileceğim şunlar var.
Genç arkadaşlarımız üniversiteyi bitirmeleri gerektiğini düşünüyorlar.
Bir üniversite okumakta fayda var.
Tamam belki bunu 4 senede değil, 6 senede, 8 senede, 10 senede bitirebilirsiniz.
Ben de 8-10 sene sürmüştüm üniversite serüveni.
Fakat burada önemli olan iş hayatında iyi deneyim elde edebilmek.
Ben herhangi bir şirkette bir profesyonel olarak çalışma fırsatı sahibi olamadım.
Direkt üniversitedeyken kendi işimi kurdum ve devam ettim.
Doğal olarak yol gösteren çok fazla var artık.
Bizim dönemimizde biz başladığımızda videolar, YouTube'un bu kadar büyüklüğü,
bu işin nasıl yapılacağıyla ilgili fikirler, mentorların yorumları,
kendinize katabileceğiniz şeyler çok daha azdı.
Doğal olarak deneyerek, yanılarak öğrendik.
Burada bence en büyük ve en önemli şey,
genç arkadaşlar günü 24 saat gibi değil de 48 saatmiş gibi, belki 72 saatmiş gibi düşünerek hareket edecek.
Çünkü biz de o dönemde, hiç uyumadığımız günleri çok iyi hatırlarız.
Yani 48 saat, 72 saat projelerimizde çalışıp bir şeyi ilk yapabilmek için, önce olabilmek için
doğal olarak biraz emek vermek gerekiyor.
Benim projem var, birisi bana yatırım yapsın, ben bu yatırımla yol kat edeyim.
Bana kimse yatırım yapmıyor ki ürünümü geliştireyim.
Bana kimse destek olmuyor ki şunu yapayım.
Böyle bir şey yok. Bunu beklemeyin. Bunu bekleyerek başlıyorsanız zaten
ya da bunu bir girişimcilik dillendiriyorsa,
bence o girişimciliğin de bir daha girişimcilikle ilgili niyetini sorgulaması lazım.
Gerekiyorsa cebindeki cep telefonunu satıp,
annen babandan bir miktar borç alıp,
bu işi yapabiliyor olman lazım. Eğer gerçekten istiyorsan.
IdeaSoft aslında işletmelere, küçük ve orta ölçekli işletmelere
bir eticaret altyapısı sunuyor. Bunu uçtan uça sunuyor.
Yani işin lojistik ayağına, ödeme ayağına,
kullanacağınız sitenin tasarımına kadar,
sizin kullanacağınız web sitenizin adı.com gibi domain adına kadar
hepsini sizlere sağlıyor.
Doğal olarak bugüne ticareti nasıl yapacağınızı bilmiyor olabilirsiniz.
Ama sağlanmış olan eğitimlerle bu iş nasıl yapılır,
sektörünüzdeki diğer firmalar bu konuda nelere dikkat ediyor,
siz neler yapmalısınız, ürün nasıl kullanılır,
satışa nasıl başlanır, reklam nasıl yapılır,
ödeme süreçine nasıl yönetilir gibi birçok konuda
bunları zaten IdeaSoft sağlıyor. Çünkü zaten bu işe ilk baş,
herkes ilk olarak başlıyor ve nasıl yapacağını bilmiyor.
Burada bizim en büyük avantajımız ve IdeaSoft olarak sunduğumuz şey
bu konuda onlara bir yazılım sağlayan değil,
aslında bir ekosistemin içerisinde bir iş ortağıymış gibi,
beraber çalışan bir çözüm ortağıymış gibi destek sağlıyor.
En büyük avantajımız bu.
Tabii ki geri geldiğinde, gecenin üçünde de telefon açıp
7-24 destek alabildikleri gibi düz sağlanan eğitimlere de katılabilirler.
Ürün kalitesi anlamında da tabii sağladığımız farklı avantajlar var.
Hem trafik olsun, reklam olsun,
maliyet avantajları sağlayan lojistik çözümleri ve ödeme çözümleri olsun.
Bütünleşik olarak baktığınızda et ticareti yapacak bir işletmenin
ihtiyaç duyabileceği her şeyi aslında IdeaSoft çözümleriyle sağlamaya çalışıyoruz.
IdeaSoft'un şu anda çalıştığı birkaç tane TÜBİTAK projesi var.
TÜBİTAK projelerinde de genellikle farklı teknolojileri kullanmaya özen gösteriyoruz.
Burada yapay zekayı da aslında artık et ticaretinin içerisinde
geri geldiğinde içerik üretirken,
geri geldiğinde ürün açıklamalarını oluştururken,
demin de sohbetinde, demin de aktardığım gibi
geri geldiğinde de mobilyaları veya teknolojik ürünleri,
hatta tekstil ürünlerini kişinin daha iyi deneyinmemesini,
görselleştirebilmesini ve karar alma mekanizmasını daha hızlı tetkikleyecek
fonksiyonları devreye geçireceğimiz projelerimiz var.
Şuna inanıyorum.
Bugün sokağa çıktığınızda, sokakta görmüş olduğunuz her fiziki mağazanın
bir gün mutlaka internetten satışa başlayacağı konusunda
düşüncelerim var.
Yani bu olmak zorunda.
Bu artık et ticaret firmalara fayda sağlayacak bir konudan çıktı
ve bütün işletmeler için artık bir zorunluluk haline geldi.
Doğal olarak bundan 10 yıl sonra baktığımızda
aslında internetten satmayan bir firma kalmayacağını düşünüyorum.
Bunun üstüne bizim sağlamış olduğumuz
aslında et ticaret yapan her işletmenin
ülkeye katma değer de oluşturabilmesi için
bugün üretmiş olduğu, satmış olduğu ürünleri
aslında global pazarlara Türkiye dışındaki diğer ülkeleri de satabilmesi
ve bundan gelir elde ederek
ülkeye katma değer sağlaması aslında
bir diğer konu.
Bugün toplam et ticaret harcımının içerisinde
e-ihracat %3-4 civarında.
Fakat ilerleyen yıllarda, bundan 10 yıl sonra baktığımızda
bu rakamın %30'lara, %40'lara gelmesi benim en büyük arzum.
Çünkü gerçekten iyi ürettiğimiz ürünler var
ve dünya pazarında rekabet edebilecek çok kaliteli markalarımız
neden olmasın umarım 10 yıl sonra bunları böyle konuşuruz.

