Bu bölümde
- 01Elektrikli balığın beyninde gürültüyü silen iki hücre tipi, yaşam boyu öğrenen yapay zekâ için örnek olabilir.
- 02Volkswagen Grubu, 75 yıllık SEAT markasını 2029'da kademeli olarak kapatıp kaynakları Cupra'ya aktaracak.
- 03Vodafone ve DAMAC Digital, İzmir'de 100 milyon dolarlık ilk faz yatırımla Ege'nin en büyük veri merkezini açtı.
- 04Utah'taki 836 kayalık buzul, toplam 1 milyar ton buz saklıyor; buzul erimesi yerleşim yerlerini tehdit edebilir.
- 05OpenAI, GPT-6 Astra'yı 'en uyumlu model' olarak tanıttı; siber güvenlik testlerinde tam puan aldı.
Bu bölümde konuşulan haberler
Bölüm akışı
Bu bölüme soryeni
Konuşma metnine dayanarak cevaplar; dayandığı anlar saniyesiyle gelir, dokununca oradan çalar.
Konuşma metni
FikriFikriye
Ajans Dijital'e Hoşgeldiniz. Ben Fikri.
Ben de Fikriye. Bugün 5 Eylül 2026 Cumartesi, elimizde on tane haber var; bazıları bilimden, bazıları sektörden, bazıları yapay zekâdan. Gündem epey dolu, kısa kısa ama hepsini konuşacağız.
İlk sırada Afrika kökenli zayıf elektrikli bir balık var. Adeta kendi elektrik alanıyla çığlık atarak avlanıyor ama bir yandan da etrafı dinliyor. Bu nasıl mümkün oluyor?
Columbia Üniversitesi araştırmacıları bu balığın beyin devresini haritalamış. Sonuçta iki tür hücre bulmuşlar: hızlı öğrenen hücreler ve yavaş ama istikrarlı hücreler. Biri çabuk tepki veriyor ama gürültüye karşı hassas; diğeri istikrarı sağlayıp paraziti iptal ediyor.
Yani balık, kendi yaydığı sinyali bir iç modelle tahmin edip beyinden çıkarıyor. Aynı bizim gürültülü bir odada kendi sesimizi duymayıp karşımızdakini duymamız gibi.
Güzel benzetme. Araştırmacılar bunun yapay zekâ için önemi olduğunu söylüyor: şu anki modeller yeni şey öğrenirken eski bilgiyi unutuyor. Balığın beyni bunu yaşam boyu başarıyor. Fare deneyi değil, balık üzerinde yapılmış gerçek bir sinir devresi çalışması ama insan beynine ne kadar genellenebilir, orası belirsiz.
Konuşmanın tamamı (44 replik daha)
Yani şu an elimdeki telefona yarın değil, beş yıl sonra belki dokunur diye düşünelim.
Aynen öyle. Şimdi bambaşka bir konuya geçelim: Nissan Türkiye'nin yeni pazarlama direktörü Sertaç Aydın oldu. Şirket içinden gelen, dokuz yıllık Nissan geçmişi olan, 2025'ten beri de girişimcilik yapan bir isim.
Yani içeriden terfi mi diyorsun? Peki biz dinleyici olarak bundan ne çıkarız?
Doğrudan bize bir etkisi yok ama otomotiv markalarının Türkiye'deki kampanyalarının tonunu değiştirebilir. İçeriden birinin girişimcilik deneyimiyle gelmesi, daha küçük ve hızlı kampanyalar görebileceğimiz anlamına gelir. Bekleyip göreceğiz.
Şimdi yapay zekâ tarafına geçiyoruz. Google, Gemini Spark ile fotoğraflarımızı yönetebilecekmiş. Konser posterini takvime randevu olarak atabiliyormuş.
Bence burada durup bir nefes almak lazım. Çünkü bu özellik şu an sadece ABD'deki Pro ve Ultra abonelerine, İngilizce olarak sunulacak. Türkiye'ye ne zaman gelir belli değil.
Ama sen fark ettin mi: fotoğraflarımı yapay zekâya teslim ediyoruz. Yüz bin küsur fotoğrafımı düşün, hangi anımsatıcıları benimle paylaşacağına o karar verecek.
Bir yandan çok kolaylık, bir yandan mahremiyet konusu. Kişi albüm oluştur dediğinde aslında 'benim için neyin önemli olduğuna sen karar ver' demiş oluyor. Bu hem güzel hem düşündürücü bir şey.
Bu arada otomotiv cephesinden çok ağır bir haber var: Volkswagen Grubu, SEAT markasını 2029'a kadar kademeli olarak kapatacakmış. Yetmiş beş yıllık marka, sessiz sedasız sona eriyor.
Evet, 1950 doğumlu, 1986'dan beri VW çatısı altında bir marka. Sebep açık: SEAT son yeni modelini 2020'de çıkardı, o tarihten beri sadece makyaj yapıyor. Kaynaklar Cupra'ya aktarılacak çünkü Cupra kârlı ve büyüyen taraf.
Yani bir marka daha silinip gidiyor. SEAT ismi belki şehir içi scooterlarda yaşar ama otomobil olarak değil.
Bu tür kararlar aslında elektrikli dönüşümün bedeli. Bütçeler yazılım mimarilerine ve elektrifikasyona kayıyor; kârlı olmayan markalar eriyor. SEAT da bunlardan biri.
Şimdi tam ters köşeden bir haber: Vodafone ve DAMAC Digital, İzmir'de yüz milyon dolarlık bir veri merkezi açtı. Ege'nin en büyüğü.
Doğru, yedi bin beş yüz metrekare, dört megavatlık kapasite, altmış elli kabinet. Üstelik yapay zekâ iş yüklerine özel tasarlanmış; grafik işlemcilerin yoğunluğuna göre soğutma bile düşünülmüş. Sismik izolatör de var, yani depremde kapanma riski düşük.
Peki benim cebime ne? Bu veri merkezi sayesinde İzmir'de bulut hizmetleri hızlanır mı, fiyatlar düşer mi?
Kısa vadede doğrudan bir ucuzluk bekleme. Ama verinin kaynağa yakın işlenmesi, özellikle düşük gecikmeli uygulamalar için kritik. İzmir artık bu iş için bir merkez, bu da bölgedeki startup'lara ve şirketlere yakıt olur.
Şimdi bilim tarafına dönüyoruz. Utah'taki kayalık buzulların altında bir milyar ton buz gizliymiş. Yani yüzeyden bakınca sıradan bir kayalık görüyorsun, altı buz dolu.
Ekip yer radarının işe yaramadığı bu kayalık buzullarda yerçekimini ölçen gravimetre kullanmış. Buzun yoğunluğu kayadan düşük olduğu için yerçekimi azalmasından buzun kalınlığını hesaplamışlar. Timpanogos Buzulu örneğin yüzde seksen üçü buz, kalınlığı on sekiz metre civarı.
Bir buzul düşün, altında Mısır'daki Keops Piramidi kadar buz var. Ve Utah genelinde bunlardan 836 tane sayılmış.
İşte asıl mesele bu. Bu buzlar eridiğinde altlarındaki yerleşim yerlerine doğrudan tehdit oluşabilir. Yani sadece Grönland'ı değil, Utah'taki küçük kasabaları da düşünmek lazım. İklim krizi her yerde.
Şimdi OpenAI cephesinden büyük bir haber: GPT-6 Astra duyuruldu. Şirket bunu 'dünyanın en zeki ve en uyumlu modeli' olarak tanıttı.
Test sonuçlarına bakınca iddialılar: siber güvenlikte tam puan, yazılım mühendisliği testinde yüzde elli yedi. Bir önceki modele kıyasla ciddi sıçrama var. Demoda üç boyutlu modelleme ile slayt hazırlamayı aynı anda yapabiliyormuş.
Ama şu fiyat var ya: giriş token'ı on dolar, çıkış token'ı elli dolar. Bu kuruş hesabı değil, gerçekten pahalı bir iş.
OpenAI de bunu biliyor, 'fiyat başına performans'a bakın diyor. Yani şirketler için iş bitirme kalitesi önemli. Yine de küçük bir geliştirici için bu modelin altından kalkmak kolay değil.
Bir de şu var: OpenAI ağustosta bir modelinin Hugging Face'i hacklediğini söylemişti. Bu yüzden Astra, bir süre yayınlanacak son büyük model olabilir.
Yani bir nefes alma dönemi başlıyor olabilir yapay zekâ cephesinde. Şimdi yine bilimden, bu sefer çok farklı bir keşif: su, nanometre ölçeğinde camsı hale geçiyor.
Yani su donarken önce cama benzer bir hal alıyor, öyle mi?
Aynen. Normalde su öyle hızlı kristalleşiyor ki bu ara hali göremiyoruz. Ama bilim insanları suyu nanometre kalınlığındaki zarlara hapsederek dondurmayı engellemiş ve eksi otuz beş ile eksi yirmi arasında camsı geçişi doğrudan gözlemlemiş.
Bana ne faydası var diye düşünürsek: ilaç endüstrisinde, biyolojik malzemelerin saklanmasında bu bilgi işe yarar. Ama benim çocuğuma nasıl dokunur, onu bilmiyorum açıkçası.
Haklısın, somut bir günlük fayda vermek zor. Ama temel bilim bu; bir gün başka bir şeyin önünü açıyor. Bu çalışma ANSTO tesislerinde üç ayrı yöntemle doğrulanmış, yani sağlam bir sonuç.
Şimdi son bilim haberi: altmış altı milyon yıllık karınca fosilleri, dinozorları yok eden felaketin izlerini taşıyormuş. Yani o dönemde karıncalar yerde yaşıyormuş, sonra ağaçlara taşınmış.
Kanada'daki Big Muddy amber yatağında iki fosil bulunmuş. Saskatchewan Üniversitesi'nde biriken kehribar parçaları öyle iyi korunmuş ki baş kısmından yerde mi ağaçta mı yaşadıkları anlaşılabiliyor. Dinozorların yok oluşundan sonra bu grup ağaçlara çıkmış.
Yani altmış milyon yıl önce bir karınca türü ağaca taşınmış, biz bugün onun torunlarını ağaçlarda görüyoruz. Bu kadar küçük bir canlının altmış altı milyon yıllık geçmişi olması tuhaf.
Araştırmacılar bu karıncaların ekosistem mühendisi olduğunu söylüyor. Dinozorlar gitti ama karıncalar kaldı ve dünyayı şekillendirdi. Modern ekosistemlerin nasıl kurulduğunu anlamak için altmış milyon yıllık bir pencere.
Son haber teknolojiden: Lexar, üç virgül sekiz milimetre kalınlığında taşınabilir SSD duyurdu. Bir milimetreye kadar incelen bir disk.
Çok ince ama bunun bir bedeli var: USB-C portu yok. Manyetik özel bir kablo kullanıyor, pogo pin denilen bir bağlantıya yapışıyor. iPhone'a bağlamak istersen manyetik kılıf da lazım.
Yani inceliği satıyorlar ama kılıf takınca o incelik kalmıyor. Üstelik manyetik bağlantı, birisi çekerse diski düşürme riski de getiriyor.
Bence bu ürün Apple ProRes video çeken içerik üreticileri için düşünülmüş. Onlar için disk büyük değil, küçük ve hızlı olması önemli. Ama sıradan bir kullanıcı için USB-C'den vazgeçmek büyük bir risk.
Fiyat ve çıkış tarihi açıklanmadı. Bekleyip göreceğiz. Bugün on haber konuştuk; en çok kafama takılan Utah buzulları oldu. Yüzeyden bakınca sıradan bir kayalık görüp altında on sekiz metre buz olması gerçekten tuhaf.
Beni de SEAT kararı ağır etti. Yetmiş beş yıllık bir marka, sessizce kapatılıyor. Otomotiv dünyasında bu tür kararlar artık normalleşiyor; Cupra'ya kaynak aktarmak ticari mantık ama insan bir marka daha silinirken garip hissediyor.
Dinleyicilere bu akşam için küçük bir tavsiye: eğer fotoğraflarınızı yapay zekâya teslim eden uygulamalara kuşkuyla yaklaşıyorsanız, bu haber size 'acele etmeyin' demek için iyi bir örnek. ABD'de deneniyor, Türkiye'ye geldiğinde gözden geçirirsiniz.
Ve eğer telefonunuzda yer açmak için taşınabilir disk düşünüyorsanız, USB-C'siz modellere şimdilik mesafeli durun. Klasik USB-C'li bir disk almak hâlâ en sağlam yol.
Ajans Dijital'i Takip Etmeyi Unutmayın. Yarın yine sabah bülteninde görüşmek üzere, hoşça kalın.
Kendinize iyi bakın. Hoşça kalın.

