Bu bölümde
- 016.000 metre derinlikte basınç deniz seviyesinin yaklaşık 600 katına çıkıyor.
- 02Okyanus ısınmasının bir bölümü mevcut robotların erişemediği derinliklerde gerçekleşiyor.
- 03Deep-6000 robotları sıcaklık, tuzluluk, oksijen ve basınç verisi toplayarak iklim modellerini besleyecek.
- 042028 hedefi, dünya okyanus hacminin yüzde 98’inden fazlasının izlenebilmesi.
- 05Asıl soru sadece derine inmek değil, bu sistemlerin yıllarca güvenilir çalışıp çalışamayacağı.
Bu bölümde konuşulan haberler
Bölüm akışı
Bu bölüme soryeni
Konuşma metnine dayanarak cevaplar; dayandığı anlar saniyesiyle gelir, dokununca oradan çalar.
Konuşma metni
FikriFikriye
Selam, Ajans Dijital'e hoş geldiniz. Bugün elimizde yüzeyde dalga dalga gördüğümüz ama asıl hikâyesi kilometrelerce aşağıda yazılan bir konu var: okyanusların karanlık, basınçlı ve neredeyse hiç ölçemediğimiz kısmına yapay zekâ destekli robotlar iniyor.
Ve burada mesele sadece bilim insanlarının merakı değil. Hava tahmini, deniz seviyesi, muson yağmurları, hatta iklim modellerinin yanılma payı; bunların bir kısmı okyanusun ne kadar ısı ve karbon sakladığını bilmemize bağlı. Biz yüzeye bakıp hüküm veriyoruz ama depo aşağıda çalışıyor.
Dur, “depo aşağıda çalışıyor” cümlesi iyi ama biraz ürkütücü. Yani iklim değişikliğinin hesabını yaparken, gezegenin en büyük ısı kasasının bir bölümünü doğru dürüst göremiyor muyuz?
Evet, kabaca durum bu. Dünya yüzeyinin yüzde 70’inden fazlası okyanuslarla kaplı ama toplam okyanus hacminin yalnızca küçük bir kısmı keşfedilmiş durumda. Bugüne kadar verinin büyük kısmını Argo Programı denen uluslararası şamandıra ağı sağlıyordu; dünya genelinde yaklaşık 4.000 cihaz var. Fakat bu cihazların çoğu 2.000 ile 4.000 metre arasında çalışıyor, oysa daha derinde de ısınma var.
Peki yeni olan ne? Fransız Ifremer’in Deep-6000 robotları tam olarak ne yaptı?
İki prototip, 11 Ocak ile 2 Şubat arasında beş dalış yaptı ve 6.000 metreye indi. Orada sıcaklık, tuzluluk, oksijen ve basınç gibi veriler topladı. Böylece Fransa, Çin ve ABD’den sonra bu derinliğe ulaşabilen robotlar geliştiren üçüncü ülke konumuna geldi. ABD’nin 100’den fazla, Çin’in 30’dan fazla derin deniz robotu işlettiği bilgisi de bu alanın stratejik önemini gösteriyor.
Konuşmanın tamamı (12 replik daha)
6.000 metre deyince insanın aklına sadece uzaklık geliyor ama asıl duvar basınç galiba. Her 10 metrede basınç bir atmosfer artıyorsa, 6.000 metrede robotun üstünde deniz seviyesinin yaklaşık 600 katı basınç var. Bu, çamaşır makinesini değil, küçük bir arabayı bile buruşturacak bir ortam gibi.
Tam da bu yüzden haberin zor kısmı derine inmekten ibaret değil, orada yıllarca yaşayabilmek. Ifremer’den Xavier André’nin anlattığı gibi hedef; derin deniz basıncına dayanacak, yedi yıl çalışabilecek enerjiye sahip ve maliyeti kontrol edilebilir bir sistem tasarlamak. Saf titanyum yerine kompozit malzeme kullanmaları da bu denge arayışıyla ilgili. Yaklaşık 40 kiloluk prototipler, standart Argo robotlarının iki katı ağırlığında.
Ben burada şunu merak ediyorum: Dinleyici için fayda ne? Yani bu robotun 6.000 metreye inmesi, benim bu hafta yağmurda şemsiye alıp almamamı değiştirir mi?
Hemen bu hafta değiştirmez. Fayda şu: Daha iyi okyanus verisi, daha iyi iklim ve hava modeli demek. Muson yağmurları gibi büyük sistemlerin tahmininde, deniz seviyesi yükselmesini anlamada, okyanusun ısıyı ve karbonu nasıl sakladığını ölçmede işe yarar. Kim kazanır dersen; kıyı kentleri, tarım planlaması yapanlar, afet hazırlığı yapan kurumlar ve uzun vadede hepimiz.
Tehlike kısmı var mı? Çünkü robotlar denize bırakılıyor, yıllarca dolaşıyor, veri gönderiyor. Benim aklıma hem maliyet hem de dayanıklılık geliyor.
Endişe makul. Haberde de kritik nokta, yüksek maliyetli kompozit gövdelerin denizde korozyona nasıl tepki vereceği. Ayrıca bu sistemler pahalıysa, yeterince yaygınlaşmazsa veya arıza oranı yüksek olursa, veri boşluğu kapanmaz. Ama burada korkulacak şey robotların okyanusu ele geçirmesi değil; ölçüm ağının güvenilir ve sürdürülebilir olup olmayacağı.
Ne zaman dokunur sorusunun cevabı da sanırım iki katmanlı. Prototipler şimdi test edildi ama büyük etki 2028 hedefi tutarsa gelecek, doğru mu?
Aynen. Şimdi bilim insanları için değerli bir test verisi var. Geniş etki ise 2028’e kadar dünya okyanus hacminin yüzde 98’inden fazlasını izleme hedefi gerçekleşirse ortaya çıkar. Ifremer’in 30 yeni derin deniz şamandırasını filoya katma planı da bu yüzden önemli. Yani bu haber, “yarın hayatımız değişti” haberi değil; “iklim bilgisinin temeli daha sağlam atılabilir” haberi.
Bana biraz eski haritalardaki boş alanları hatırlattı. İnsan bilmediği yere bazen canavar çizer, bazen de yokmuş gibi davranır. Okyanus tabanında da uzun süre ikinci yolu seçmişiz gibi: Görmediğimiz ısıyı modelin kenarına sıkıştırmışız.
Güzel söyledin. Bilimin tarihinde ölçüm araçları değişince dünya resmi de değişir. Teleskop gökyüzünü, mikroskop hücreyi, bu tür robotlar da derin okyanusu görünür kılıyor. Ama şüphe payını koruyalım: Beş dalış önemli, fakat kalıcı güven için yıllarca veri, farklı bölgelerde test ve düzenli bakım mantığı gerekiyor.
Yani özetle akılda kalacak cümle şu: Okyanusların derinini ölçmeden iklimin geleceğini tam okuyamayız. Bu akşam bir iklim tahmini gördüğünüzde sadece havaya değil, o havayı sessizce etkileyen derin suya da pay ayırın.
Ve bu, paniğe kapılma değil, daha iyi ölçme meselesi. Bilmediğimiz yeri küçültmek bazen en büyük ilerleme oluyor. Kendinize iyi bakın; Ajans Dijital’i takip etmeyi unutmayın!

