Başarılı insanların tavsiyesini dinlemeden önce yapmanız gereken tek şey.
Başarılı isimlerin tavsiyelerindeki boşluk: ayrıcalık. Yeni girişimlerin yüzde 90'ı başarısız olurken 'bırak ve başla' mesajı gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü anlatıyor.

Neden başarı hikâyelerine şüpheyle bakmalı?
Başarılı insanlar kendi öykülerini anlatmayı sever; haklıdırlar da. Kitleler, bu kişilerin zorlukları aşma ve engelleri aşma süreçlerinden ilham alır. Ancak başarılı bir ismin tavsiyesini dinlemeden önce durup şu soruyu sormak gerekiyor: Anlattığı hikâye ne kadar eksiksiz?
Kişiler, aştıkları engelleri net biçimde hatırlar; çünkü o engelleri aşmak çaba gerektirmişti. Ama sahip oldukları avantajları çoğunlukla fark etmezler; çünkü kolay olan şeyler akılda kalmaz. Yani başarı öyküleri, buzdağının yalnızca su üstündeki küçük bölümünü gösterir.
'İstifa et, kendi işini kur' akımı ne söylüyor?
Son dönemde LinkedIn akışı, girişimcilerin kurduğu "işini bırak, okulu bırak, kendine güven ve kendi şirketini kur" mesajlarıyla dolu. Bu tavsiyenin rahatsız edici tarafı, girişimciliği tek bir seçime indirgemesi.
Cesaret ve öz güvenin sınandığı bir karar gibi sunuyor. Özünde, çoktan çürüttüğümüzü sandığımız Amerikan Rüyası'nın Silikon Vadif ambalajına yeniden sarılmış hâli.
Sahneye koyan tek isim değil; kurucular, gazeteciler, eğitimciler ve kendi markasını inşa etmiş kişiler benzer mesajları farklı platformlarda tekrarlıyor. Hedef kitle ise kariyerinin başındaki 20'li yaşlardaki gençler ve LinkedIn'de günde onlarca gönderi tüketen profesyoneller.
Rakamlar ne diyor?
Söylentinin tersine, girişim istatistikleri yüz güldürmüyor. ABD'de yeni kurulan şirketlerin yaklaşık yüzde 90'ı ilk on yılda kapanıyor. Yani on kurucudan dokuzu başarısız oluyor. Kurucu olmayı deneyen her kişi için, denemek isteyip de başlayamayan çok daha fazla kişi var.
İş kurmak bir irade meselesi değil; sermaye, sağlık sigortası güvencesi, aile desteği, borçlanma kapasitesi ve doğru zamanda doğru ağa erişim gerektiren bir ayrıcalık hesaplaşması.
Ayrıcalık meselesi neden yok sayılıyor?
Sorun, anlatılan tavsiyelerin bağlamdan kopuk olması. Daha açık ifadeyle, tavsiyelerin ayrıcalık boyutunu görmezden gelmesi. Her başarı hikâyesinin altında şu görünmez katmanlar yatar:
Ailenin maddi desteği veya güvenlik ağı
Sağlık sigortası, kira yardımı, borç öteleme imkânı
Sektörde daha önce çalışmış yakın çevrenin kapıları açması
Başarısızlık durumunda düşeceğin yastığın olması
Bu katmanların hiçbiri LinkedIn gönderilerinde yer almaz; çünkü avantajları fark etmek, engelleri fark etmek kadar kolay değildir.

Gazetecilikten yazılıma: kendi kariyerinden ne çıkarıyor?
Makalenin yazarı, Dartmouth mezunu, kendisi de 30'lu yaşlarında artık tavsiye veren tarafta. Eski üniversitesinden öğrencilerle ve LinkedIn üzerinden kendisine ulaşan gençlerle konuşuyor. Kendi zigzag kariyerini anlatırken hep ilgi duyduğu alanları takip ettiğini vurguluyor: gazetecilikten yazılım ürün yönetimine, oradan iletişime ve son olarak bugünkü rolüne uzanan bir yol.
Takipçilerine de benzer şeyleri söylüyor; ama bu kez her cümlenin altına ayrıcalık notunu da ekliyor.
Ayrıksı ayrıntı: Buzdağı metaforu
Yazarın en çok kullandığı benzetme, her başarı hikâyesinin buzdağının ucu olması. Suyun üstünde kalan kısım görünür; suyun altındaki dev kütle, yani aile desteği, sermaye birikimi, doğru zamandaki doğru tanışmalar, görünmez kalır.
Tavsiyeyi alan kişi, yalnızca ucu görerek kendi yol haritasını çizmeye kalkarsa, eksik bir haritayla yola çıkmış olur.
Peki ne yapmalı?
Tavsiyeyi dinlemeden önce üç somut soru sormak işe yarar:
Bu kişiye başarısızlık durumunda kim destek olurdu? Aynı güvenlik ağı bende var mı?
Tavsiye, hangi ayrıcalığı görünmez kılıyor? Ben o ayrıcalığa sahip miyim?
Anlatılan yolculuk, kaç denemeden kaçıncısı? Yani bu sonuç, kaç başarısız girişimin arasından sıyrılan tek örnek mi?
Bu üç soruyu sormak, tavsiyeyi olduğu gibi kabul etmekten çok daha sağlıklı bir başlangıç noktası sunar.
Sırada ne var?
Yazarın kendisi de bu ayrıcalık muhasebesini kariyer rehberliğinin standart bir parçası hâline getirmek istediğini belirtiyor. Ancak LinkedIn ve sosyal medya akışlarındaki tavsiye ekonomisi, şimdilik aynı indirgemeci çizgide ilerliyor.
"Bırak ve başla" diyen sesler güçlü; ayrıcalık boyutunu ekleyen sesler ise henüz marjinal kalıyor.
Bu dengesizliğin ne zaman değişeceği ise belirsiz; çünkü bağlam eklemek, hikâyeyi "ilham verici" olmaktan çıkarıyor.
Bu haber işinize yaradı mı?



