Son Dakika
Reklam
Bilim3 dk okuma

Uykusuzluk kaygıyı körüklüyor.

54 genç yetişkinle yapılan sanal gerçeklik deneyinde, uykusuz kalanlar tehdit içeren ortama yeniden girdiklerinde stres tepkisini düşüremedi. İpucu: kalp atımı değişkenliği.

Hüseyin Gülbahçe24 Ağustos 2026Paylaş
Uyku yoksunluğu tehdit algısını bozuyor: sanal gerçeklik deneyinde uykusuz gençlerin stres tepkisi ve kalp atımı değişkenliği ölçüldü.
Uyku yoksunluğu tehdit algısını bozuyor: sanal gerçeklik deneyinde uykusuz gençlerin stres tepkisi ve kalp atımı değişkenliği ölçüldü.
Bilim • Ajans DijitalOkumaya başla581 kelime

Uykusuz bir gecenin ardından beyin, tehdit içeren ortamlara uyum sağlamakta zorlanıyor. Genç yetişkinlerle yapılan yeni bir deney, uykusuz kalanların stres tepkisinin yüksek kaldığını ve “alarm modu”ndan çıkamadığını gösterdi. Bu durum, kaygının sürmesine zemin hazırlıyor.

Sanal dünyada gerçek stres: deney nasıl yapıldı?

18-30 yaş aralığında, bilinen sağlık sorunu olmayan 54 yetişkin iki gruba ayrıldı. Bir grup geceyi uykusuz geçirdi (bilek takip cihazıyla doğrulandı), diğer grup ise uyku laboratuvarında 8 saat uyudu. Ertesi sabah tüm katılımcılar sürükleyici bir sanal gerçeklik (VR) ortamına alındı: Yumuşak müzikli aydınlık bir ofisten başlanıp karanlık bir bodrum katına inildi. Katılımcılar, karanlık odalarda fener toplarken ağlama, ayak sesleri ve fısıltılar gibi rahatsız edici seslerle karşılaştı ve yaklaşık 10 dakika boyunca bu iki alan arasında gidip geldi.

Reklam

Araştırma ekibi bu sırada iki fiziksel belirtiyi izledi: kalp atış hızı ve deri iletkenliği. Deri iletkenliği, terlemedeki çok küçük değişimleri ölçer ve bedenin “savaş ya da kaç” tepkisinin devrede olup olmadığını gösterir.

54katılımcıDeneye dahil edilen yetişkin sayısı
  • İlk kez bodrum katına girildiğinde, her iki grupta da stres belirteçleri yükseldi.

  • Dinlenmiş grup aynı alana ikinci girişte daha düşük stres gösterdi; tehditli ortama alıştı.

  • Uykusuz grup ise her girişte benzer düzeyde yüksek stres verdi; uyum sağlanamadı.

Uyku yoksunluğu tehdit algısına uyumu bozuyor, kaygıyı artırıyor

“Uykusuzluk bizi hayatta kalmak için acil durum motorlarını çalıştırmaya iten bir sinyal gibi.” — Eti Ben Simon, University of Texas at Dallas

Beynin alarmı neden açık kalıyor?

Bilim dünyası uzun süredir uykusuzluğun amigdala gibi kaygıyla ilişkili beyin bölgelerindeki etkinliği artırdığını gösteriyor. Örneğin, 35 saat uyanık kalan kişilerin olumsuz görüntülere verdiği yanıtlarda, beynin duygusal merkezleri iyi uyunmuş bir geceye kıyasla yüzde 60’tan fazla daha aktif bulunmuştu. Ancak bu tip çalışmalar genellikle saniyeler süren görsel uyaranlar kullanıyor.

“Gerçek dünyadaki tehditler nadiren böyle işler.” — Emma Sullivan, University of Melbourne

Yeni çalışmanın farkı, tehdidin sürekliliğini taklit eden bir VR senaryosunda, tekrarlı giriş-çıkışlarla uyumun ölçülmesi. Bulgular, uyku kaybının bu uyum mekanizmasını bozduğunu ve kişiyi yüksek tetikte (hipervijilans) tuttuğunu düşündürüyor. Sullivan, bu durumun kronikleşmesi halinde patolojik kaygıya evrilebileceğini vurguluyor.

Kalp atımı değişkenliği fark yaratabilir

Ekip, deneyden sonra katılımcılara kendi VR kayıtlarını izlettirdi. Uykusuz kalanlar arasında kalp atımı değişkenliği (heart rate variability, HRV) yüksek olanlar, karanlık odalarda kendilerini “öznel olarak” daha az kaygılı hissettiklerini bildirdi. Kalp atımı değişkenliği, kalp atışları arasındaki sürenin doğal biçimde değişmesiyle ölçülür ve genellikle iyi bir kalp-damar uyumunun işaretidir.

HRV’si düşük olan uykusuz katılımcılar ise aynı görüntüleri izlerken çok daha fazla kaygı bildirdi. İlginç olan, iki grupta da fizyolojik ölçümler (kalp hızı, deri iletkenliği) tehditli anlarda güçlü bir tepkiye işaret ediyordu; yani HRV, özellikle kişinin “nasıl hissettiğini” etkileyen bir tampon görevi görüyor olabilir.

“Uykusuzluğun etkisini hafifleten etmenleri saptamak değerli. Orta-şiddetli egzersizin HRV’yi artırdığı gösterildi; bu, müdahale için bir hedef olabilir.” — Emma Sullivan, University of Melbourne

Ne yapmalı? Müdahale ipuçları

Uyku sorunlarının ve kaygının birbirini beslediği biliniyor. Bu döngüyü kırmak için uzmanlar şu önerilere işaret ediyor:

  • Bilişsel davranışçı terapi: Düşünce ve davranış kalıplarını yeniden yapılandırmaya odaklanan bu terapi, hem uyku hem kaygı şikâyetlerinde yarar sağlayabiliyor.

  • Egzersiz: Orta-şiddetli düzeyde düzenli egzersiz HRV’yi artırabiliyor; bu da uykusuz gecelerin öznel kaygı yükünü azaltmaya yardımcı olabilir.

  • Kestirme ve “telafi uykusu”: Vardiyalı çalışma ya da yeni ebeveynlik gibi nedenlerle uykusuzluk kaçınılmazsa, kısa uyku araları veya planlı telafi uykuları, tehdit ortamına uyumu kısmen geri kazandırabilir.

Reklam

Bu haber işinize yaradı mı?

Yazar

Hüseyin Gülbahçe

Kurucu · Genel Yayın Yönetmeni

Ajans Dijital'in kurucusu ve genel yayın yönetmeni. Teknoloji, bilim, yapay zekâ, pazarlama ve kültür-sanat gündemini izler; sitedeki haberlerin seçimi, yazımı ve podcast yayınlarından sorumludur.

Tüm yazıları

İlgili haberler Tümünü gör