Son Dakika
Televizyon fiyatlarında çip krizi8 EkimBu fotoğraf Mars’ta çekildi: Mercan resifi gibi görünen bu katmanların sırrı ne?8 EkimOpenAI 722 matematik makalesi yayımladı8 Ekim3D baskıda dolgu ayarı nedir? Yüzde kaç olmalı?8 EkimVitamin D ilacıyla pankreas tümörünün koruyucu kalkanını kırmak8 EkimDaha bir aylık ama rekoru elinde: Muse, 35 veri türünün 31'ini topluyor5 EkimJohnny Depp'li Ebenezer'in yeni fragmanı yayınlandı, 13 Kasım'da vizyona girecek4 EkimAmazon'dan Jev'e rakip açık kaynak karar modeli: Strands Decider 2B4 EkimMatematikçiler yapay zekaya 50 'zorlu' problemi teslim etti: İşte liste4 EkimYapay zeka ajanları alışverişe müdahale ediyor, AI kaynaklı ziyaretçiler %53 daha fazla gelir yaratıyor4 Ekim
Bilim3 dk okuma

Uykusuzluk kaygıyı körüklüyor.

54 genç yetişkinle yapılan sanal gerçeklik deneyinde, uykusuz kalanlar tehdit içeren ortama yeniden girdiklerinde stres tepkisini düşüremedi. İpucu: kalp atımı değişkenliği.

Hüseyin Gülbahçe24 Ağustos 20263 görüntülenmeGüncelleme 22 Eylül 2026Paylaş
Uykusuzluk sonrası sanal gerçeklikte tehditli ortama tekrar maruz kalan genç yetişkinlerin stresi bastıramadığı ve kalp atımı değişkenliğinin düştüğü bir an
54 gönüllüyle yapılan VR deneyinde uykusuz kalanların, tehditli ortama yeniden girdiklerinde kalp atımı değişkenliği düşmesiyle stres tepkilerini kontrol edemediği gözlendi. · Temsilî görsel — yapay zekâ ile üretildi
Bilim • Ajans DijitalOkumaya başla583 kelime

Uykusuz bir gecenin ardından beyin, tehdit içeren ortamlara uyum sağlamakta zorlanıyor. Genç yetişkinlerle yapılan yeni bir deney, uykusuz kalanların stres tepkisinin yüksek kaldığını ve “alarm modu”ndan çıkamadığını gösterdi. Bu durum, kaygının sürmesine zemin hazırlıyor.

Sanal dünyada gerçek stres: deney nasıl yapıldı?

18-30 yaş aralığında, bilinen sağlık sorunu olmayan 54 yetişkin iki gruba ayrıldı. Bir grup geceyi uykusuz geçirdi (uyku takip cihazıyla doğrulandı), diğer grup ise uyku laboratuvarında 8 saat uyudu. Ertesi sabah tüm katılımcılar sürükleyici bir sanal gerçeklik (VR) ortamına alındı: Yumuşak müzikli aydınlık bir ofisten başlanıp karanlık bir bodrum katına inildi. Katılımcılar, karanlık odalarda fener toplarken ağlama, ayak sesleri ve fısıltılar gibi rahatsız edici seslerle karşılaştı ve yaklaşık 10 dakika boyunca bu iki alan arasında gidip geldi.

Reklam

Araştırma ekibi bu sırada iki fiziksel belirtiyi izledi: kalp atış hızı ve deri iletkenliği. Deri iletkenliği, terlemedeki çok küçük değişimleri ölçer ve bedenin “savaş ya da kaç” tepkisinin devrede olup olmadığını gösterir.

54katılımcıDeneye dahil edilen yetişkin sayısı
  • İlk kez bodrum katına girildiğinde, her iki grupta da stres belirteçleri yükseldi.

  • Dinlenmiş grup aynı alana ikinci girişte daha düşük stres gösterdi; tehditli ortama alıştı.

  • Uykusuz grup ise her girişte benzer düzeyde yüksek stres tepkisi gösterdi; uyum sağlanamadı.

Uyku yoksunluğu tehdit algısına uyumu bozuyor, kaygıyı artırıyor

“Uykusuzluk bizi hayatta kalmak için acil durum motorlarını çalıştırmaya iten bir sinyal gibi.” — Eti Ben Simon, University of Texas at Dallas

Beynin alarmı neden açık kalıyor?

Bilim dünyası uzun süredir uykusuzluğun amigdala gibi kaygıyla ilişkili beyin bölgelerindeki etkinliği artırdığını gösteriyor. Örneğin, 35 saat uyanık kalan kişilerin olumsuz görüntülere verdiği yanıtlarda, beynin duygusal merkezleri iyi uyunmuş bir geceye kıyasla yüzde 60’tan fazla daha aktif bulunmuştu. Ancak bu tip çalışmalar genellikle saniyeler süren görsel uyaranlar kullanıyor.

“Gerçek dünyadaki tehditler nadiren böyle işler.” — Emma Sullivan, University of Melbourne

Yeni çalışmanın farkı, tehdidin sürekliliğini taklit eden bir VR senaryosunda, tekrarlı giriş-çıkışlarla uyumun ölçülmesi. Bulgular, uyku kaybının bu uyum mekanizmasını bozduğunu ve kişiyi yüksek tetikte (hipervijilans) tuttuğunu düşündürüyor. Sullivan, bu durumun kronikleşmesi halinde patolojik kaygıya evrilebileceğini vurguluyor.

Kalp atımı değişkenliği fark yaratabilir

Ekip, deneyden sonra katılımcılara kendi VR kayıtlarını izlettirdi. Uykusuz kalanlar arasında kalp atımı değişkenliği (heart rate variability, HRV) yüksek olanlar, karanlık odalarda kendilerini “öznel olarak” daha az kaygılı hissettiklerini bildirdi. Kalp atımı değişkenliği, kalp atışları arasındaki sürenin doğal biçimde değişmesiyle ölçülür ve genellikle iyi bir kalp-damar uyumunun işaretidir.

HRV’si düşük olan uykusuz katılımcılar ise aynı görüntüleri izlerken çok daha fazla kaygı bildirdi. İlginç olan, HRV’si yüksek olanlarda bile fizyolojik ölçümler (kalp hızı, deri iletkenliği) tehditli anlarda güçlü bir tepkiye işaret ediyordu; yani HRV, özellikle kişinin “nasıl hissettiğini” etkileyen bir tampon görevi görüyor olabilir.

“Uykusuzluğun etkisini hafifleten etmenleri saptamak değerli. Orta-şiddetli egzersizin HRV’yi artırdığı gösterildi; bu, müdahale için bir hedef olabilir.” — Emma Sullivan, University of Melbourne

Ne yapmalı? Müdahale ipuçları

Uyku sorunlarının ve kaygının birbirini beslediği biliniyor. Bu döngüyü kırmak için uzmanlar şu önerilere işaret ediyor:

  • Bilişsel davranışçı terapi: Düşünce ve davranış kalıplarını yeniden yapılandırmaya odaklanan bu terapi, hem uyku hem kaygı şikâyetlerinde yarar sağlayabiliyor.

  • Egzersiz: Orta-şiddetli düzeyde düzenli egzersiz HRV’yi artırabiliyor; bu da uykusuz gecelerin öznel kaygı yükünü azaltmaya yardımcı olabilir.

  • Kestirme ve “telafi uykusu”: Vardiyalı çalışma ya da yeni ebeveynlik gibi nedenlerle uykusuzluk kaçınılmazsa, kısa uyku araları veya planlı telafi uykuları, tehdit ortamına uyumu kısmen geri kazandırabilir.

Reklam

Bu haber işinize yaradı mı?

İlgili haberler Tümünü gör