DECam, Corona Australis’te yıldız doğumunu görüntüledi.
Şili’deki Blanco Teleskobu’nun DECam kamerası, 430 ışık yılı uzaktaki Corona Australis Moleküler Bulutu ile 29 bin ışık yılı uzaktaki NGC 6723’ü aynı karede gösterdi.

Şili’deki ABD Ulusal Bilim Vakfı’na (NSF) bağlı Victor M. Blanco 4 metrelik Teleskop üzerinde çalışan Karanlık Enerji Kamerası DECam, Corona Australis Moleküler Bulutu’nu olağanüstü ayrıntıyla görüntüledi. 16 Temmuz 2026’da paylaşılan geniş alan fotoğrafı, 430 ışık yılı uzaktaki bu aktif yıldız oluşum bölgesini ve çok daha ötede yer alan antik küresel küme NGC 6723’ü tek çerçevede buluşturdu.
Bir karede iki evre: doğum ve yaşlılık
Corona Australis, Güneş Sistemi’ne en yakın etkin yıldız doğumevlerinden biri. Bölgedeki sıcaklıklar yaklaşık eksi 260 derece Celsius’a kadar düşüyor; bu koşullar, gaz ve tozun yoğun ceplerde çökmeye başlayarak yeni yıldızları oluşturmasına izin veriyor. Fotoğraf, bu “yıldız beşiği”ni, sağ üstte göz kamaştıran NGC 6723 adlı küresel küme ile birlikte gösteriyor.
NGC 6723, Dünya’dan yaklaşık 29 bin ışık yılı uzakta ve yüz binlerce yıldız barındırıyor. Bu yıldızların bir bölümü, evren kadar yaşlı olmasa da ona yaklaşan bir yaşta. Gökbilimciler, kümede birbirine yakın yaşlarda birden fazla yıldız topluluğu bulunduğunu düşünüyor; bu da karmaşık bir oluşum ve evrim öyküsüne işaret ediyor. NGC 6723, parlaklığından ötürü “Chandelier Cluster” (Avize Kümesi) olarak da anılıyor.
Corona Australis: 430 ışık yılı, aktif yıldız doğumu
NGC 6723: ~29 bin ışık yılı, antik küresel küme
Tek kare: Kozmik zamanın iki ucu yan yana
DECam: 570 megapiksel, 74 dedektör, 1 metrelik mercek
Geniş alanlı gökyüzü taramalarında kullanılan DECam, 570 megapiksellik çözünürlüğe sahip. Kameranın 74 dedektörü ve 1 metrelik merceği, onu dünyadaki en güçlü geniş alan astronomi araçlarından biri yapıyor. “Geniş alan” ifadesi, tek çekimde gökyüzünün büyük bir bölümünü kapsayabilmek anlamına geliyor; böylece aynı karede hem yakın bir yıldız oluşum bölgesi hem de çok uzaktaki bir küme birlikte görüntülenebiliyor.

NGC 6729’un renkleri neyi anlatıyor?
Görüntünün sol tarafında, moleküler bulutun içinde yer alan ışıltılı NGC 6729 bulutsusu dikkat çekiyor. “Bulutsu”, uzaydaki gaz ve toz bulutlarına verilen ad. NGC 6729’un mavimsi bölgesi bir “yansıma bulutsusu”; burada toz, yakın yıldızların ışığını yansıtıyor. Turuncu bölgeler ise bir “ışıma (salma) bulutsusu”; genç ve sıcak yıldızlardan gelen morötesi ışık, çevredeki gazı iyonlaştırdığında bu karakteristik parıltı oluşuyor.
NGC 6729’un kalbinde, R Coronae Australis adlı ikili yıldız sistemi bulunuyor. İkili yıldız, ortak kütle merkezleri etrafında dönen iki yıldızdan oluşan bir sistemdir. Bu çift, birbirinin çevresinde yaklaşık 43 ila 47 yılda bir tur atıyor; yani insanlar için yavaş, kozmik ölçekteyse hızlı sayılabilecek bir ritme sahip.
Nereden ve nasıl izlenir?
Hem NGC 6729 hem de NGC 6723, Dünya’ya görece yakın olmaları sayesinde hem profesyonel gökbilimcilerin hem de amatör astrofotoğrafçıların sıkça hedef aldığı cisimler. Ancak bu ikili, Yay (Sagittarius) Takımyıldızı’nın altında yer alıyor. Bu nedenle en iyi gözlem koşulları Güney Yarımküre’de oluşuyor. Doğru bir konum ve açık bir gökyüzüyle, iyi bir arka bahçe teleskobu bu kaotik yıldız doğum beşiğini ve yanındaki antik kümeyi seçebilmenizi sağlar.
Corona Australis’teki koyu toz şeritleri, arka plandaki yıldızların ışığını kısmen soğurarak kadraja dramatik bir derinlik katıyor. Bu şeritler, aynı zamanda yıldız oluşumunun ham maddesi olan moleküler gazın nerelerde yoğunlaştığına dair ipuçları veriyor.
Neden önemli?
Bu tek kare, kozmik zamanın iki ucunu birleştiriyor: Bir yanda derin soğukta yeni yıldızların doğduğu karanlık bulutlar, diğer yanda milyarlarca yıldır varlığını sürdüren yıldız kalabalıkları. Geniş alan ve yüksek duyarlık, gökyüzünün farklı ölçeklerdeki yapılarının ilişkisinin anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Fotoğrafta aynı görüş alanına giren cisimlerin uzaklıklarının çok farklı olması, evreni katman katman okumak için güçlü bir imkân sunuyor.
Bu haber işinize yaradı mı?



