Son Dakika
Trendyol Luxe’ü Tanıttı: 400’ten Fazla Premium Marka ve 200.000 Ürün13 dk önceCapri Sun dev ambalajlı Big Pouch lansmanı: 700 ml nostalji1 saat önceThe Walking Dead: Streets of Survival çıktı — Rick, Daryl ve Michonne oynanabilir1 saat önceTürkiye Sinema Festivali 90 TL’lik Biletlerle Başlıyor2 saat önceApple Watch Series 12 ve Ultra 4'te beklenmedik yeniden başlatmalar: Neural Engine hatası gündemde5 saat önceiOS 27 ile iki iPhone'a aynı numara: iPhone Handoff nasıl çalışıyor?5 saat önceSkoda'nın Kurtarıcısı Klaus Zellmer, Volvo'nun Yeni CEO'su Olacak6 saat önceBiyolojik İlaçlar 43% Tümörü Yıktı9 saat önceiPhone 18 Pro tamiri zorlaşıyor: iFixit'in parçalama testinde ekran çerçevesi kırıldı9 saat önceApple CarPlay’e Entegre Olan Chatbot Uygulamaları11 saat önce

Bilim PodcastBölüm 47

Tümöre Giden Probiyotik Kanser Tedavisinde Ne Vaat Ediyor?.

Bir bakteri, tümörün içine gidip ilacı orada üretirse kanser tedavisinin yan etkileri azalabilir mi? Bu bölümde farelerde bazı tümörleri tamamen yok eden deneysel probiyotik yaklaşımın neden heyecan yarattığını, ama neden henüz klinik umut diye pazarlanamayacağını konuşuyoruz.

5 dkFikri & Fikriye

Dinlemeye başla

0:004:45

İndir
Tümöre Giden Probiyotik Kanser Tedavisinde Ne Vaat Ediyor? podcast bölümü kapağı
Bilim Podcast · 47
5 dk · Dinle
Reklam

Bu bölümde

  • 01Deneysel probiyotik tedavi farelerde yedi tümörün yüzde 43’ünü tamamen ortadan kaldırdı.
  • 02Klasik 5-FU tedavisinde görülen vücut kütlesi kaybı bu probiyotik yaklaşımda bildirilmedi.
  • 03Bakterinin tümör dokusunda yoğunlaşması, ilacı bütün vücuda yaymadan hedefte üretme fikrini güçlendiriyor.
  • 04Sonuçlar umut verici olsa da çalışma hâlâ fare düzeyinde ve insan uygulaması için erken.
  • 05Tedavi edilen bir tümörde başlayan bağışıklık etkisi, aynı faredeki diğer tümörde de gerileme ile ilişkilendirildi.

Bu bölümde konuşulan haberler

Bu bölüme soryeni

Konuşma metnine dayanarak cevaplar; dayandığı anlar saniyesiyle gelir, dokununca oradan çalar.

Konuşma metni

FikriFikriye

Ajans Dijital'e hoş geldiniz. Elimizde bugün insanın kulağına önce bilim kurgu gibi gelen ama aslında çok ciddi bir kanser araştırması var: Bir probiyotik bakteri, tümörün içine gidiyor ve ilacı orada üretmeye çalışıyor.

Ve burada heyecanlanmanın sebebi sadece “bakteriyle tedavi” fikri değil. Asıl mesele şu: Kanser ilacını bütün vücuda yaymak yerine, mümkünse tümörün içinde çalıştırmak. Yani ilacı eve servis etmek gibi değil, mutfağı doğrudan tümörün içine kurmak gibi.

Dur, bunu bir daha açar mısın? Bakteri gerçekten gidip tümörün içine yerleşiyor mu, yoksa bu sadece laboratuvar kabında görülen bir şey mi?

Bu çalışmada farelerde bakılmış. Araştırmacılar Escherichia coli Nissle 1917 adlı bir probiyotik bakteriyi mühendisleştiriyor. İlk deneylerde bakteri beş gün içinde tümör dokusunda birikiyor; sayı olarak da bir milyardan fazla hücreden söz ediliyor. Bu, küçük bir orduyu rastgele salmak değil, onu belli bir kaleye yönlendirmeye çalışmak gibi.

Benim şaşırdığım yer şu: Aynı bakteri hem tümöre gidiyor hem de orada ilacı üretmek için yeniden tasarlanıyor. Peki tümörün içinde üretilmesi hedeflenen şey ne?

Araştırmacılar bakteriye, 5-FC adlı daha zararsız bir ön maddeyi 5-FU adlı kanserde kullanılan ilaca çevirecek bir enzim ekliyor. Ama burada önemli bir ayrıntı var: Bakterinin kendi içinde bu ilacı etkisizleştiren genler bulunuyor. O genler silinince bakteri, tümör içinde ilacı daha etkili üretebilir hale geliyor.

Konuşmanın tamamı (12 replik daha)

Yani fabrikayı kuruyorsun ama fabrikanın kendi içinde ürünü bozan bir makine var; onu sökünce üretim işe yarıyor. Bu tarafı gerçekten zekice. Peki deneyin sonunda tablo ne kadar güçlü?

Farelerde probiyotik tedavi uygulanan yedi tümörün yüzde 43’ü tamamen kaybolmuş. Düz hesapla üç tümör gibi düşünebiliriz. Bu sayı insana umut veriyor, ama aynı zamanda bizi temkinli olmaya zorluyor; çünkü yedi tümör çok küçük bir grup ve bu hâlâ fare deneyi.

İşte orada frene basmak gerekiyor. İnsan kulağı “yüzde 43 tümör yok oldu” cümlesini duyunca doğal olarak “kanser tedavisi bulundu mu?” diye atlıyor. Ama daha insan denemesi yok, değil mi?

Evet, bu noktada dürüst cümle şu: Bu yaklaşım umut verici ama klinikte kullanılmaya hazır değil. Faydası ne olabilir? Eğer ileride çalışırsa, kolorektal kanserde ilacı hedef bölgede yoğunlaştırıp vücudun geri kalanını daha az yormak. Tehlike ne? Canlı, değiştirilmiş bir bakteriyi vücuda veriyorsunuz; nereye gittiği, ne kadar kaldığı, bağışıklık sisteminin nasıl tepki verdiği çok iyi izlenmek zorunda. Ne zaman dokunur? Yakın zamanda eczaneden alınacak bir tedavi değil; daha fazla model, taşıma yöntemi ve güvenlik testi gerekiyor.

Yan etki kısmı da dikkatimi çekti. Klasik 5-FU tedavisinde yüzde 7 vücut kütlesi kaybı görülürken, probiyotik versiyonda böyle bir sistemik zehirlenme bildirilmemiş. Eğer bu çizgi ileride korunabilirse, hasta için çok büyük fark olabilir.

Olabilir, çünkü kanser tedavisinde eski büyük sorunlardan biri şu: Tümörü vururken sağlam dokuları da hırpalamamak. Paul Ehrlich’in “sihirli mermi” fikri tıpta çok bilinir; hedefi seçen tedavi arayışı buradan gelir. Bu çalışma da aynı büyük sorunun modern bir cevabı gibi: Mermiyi dışarıdan atmak yerine, hedefin içinde üretmeye çalışıyor.

Bir de bağışıklık tarafı var. Ben hâlâ şuna takıldım: Aynı farede iki tümör varken yalnız birine tedavi uygulanıyor, diğer tarafta da gerileme görülüyor. Bakteri öbür tarafa gitmediyse bu nasıl oluyor?

Haberde verilen yorum, bağışıklık sisteminin devreye girmesi yönünde. Bakteriye eklenen bileşenler, kanserle savaşan bağışıklık hücrelerini uyarmayı amaçlıyor. Yani lokal bir kıvılcım yakılıyor, ama bağışıklık sistemi o bilgiyi vücudun başka noktasına da taşıyabiliyor olabilir. Yine de “olabilir” diyorum, çünkü bu mekanizmanın insanlarda aynı şekilde çalışacağını bilmiyoruz.

Bu beni hem sevindirdi hem de temkinli yaptı. Sevindirdi çünkü tedavi edilen yerden öteye bir etki ihtimali var. Temkinli yaptı çünkü bağışıklık sistemi gaz pedalı gibi; fazla basarsan başka sorunlar çıkarabilir.

Doğru bir çekince. O yüzden bu çalışmayı “kanser bitti” diye değil, “ilaçları hedefte üretme fikri güçleniyor” diye okumak lazım. Büyük resimde kanser araştırması artık tek bir güçlü ilaç aramaktan çok, yer, zaman ve bağışıklık tepkisini birlikte ayarlamaya gidiyor.

Yani akılda kalacak cümle şu olsun: Bu bir tedavi vaadi değil, tedaviyi tümörün içine taşıma fikrinin farelerde aldığı cesaret verici bir sınav sonucu. Buradan da kapanışa geçerken, böyle haberlerde en sağlıklı refleksin ne olduğunu konuşmuş olduk aslında.

Bu akşam bu haberi bir yakınınızla paylaşırsanız, başlığı değil şu notu da yanına koyun: Çalışma umut veriyor ama henüz insanlarda kanıtlanmış bir tedavi değil. Umudu korumak başka, kesin sonuç varmış gibi davranmak başka. Ajans Dijital’i takip etmeyi unutmayın!

Reklam