Son Dakika
Teknosa’da Yönetim Kurulu Başkanı Murat Pınar49 dk önceSDSU’dan doğadan ilham alan ‘mini azot fabrikaları’: 120 günde toprağa karışan hidrojel boncuklar2 saat önceAmeliyathanede yeni göz: Yapay zekâ milimlik hatayı nasıl önledi?2 saat önceİlaç direncine dayanıklı HIV’e karşı yeni bileşik: IC-2i2 saat önceGoogle AI Mode’a uçuş takibi ve otel rezervasyonu4 saat önceGoogle Gemini Omni Flash 1.1 video modeli çıktı4 saat önceAnthropic ve OpenAI, Disrupt 2026’nın yapay zekâ sahnesinde9 saat önceBİM ürünleri Yemeksepeti'nde: raf fiyatıyla 3 ilde başladı9 saat önceİş değiştirebilenler işyerinde daha az ayrımcılık yaşıyor9 saat önceGTA 6: 27 dakikalık oynanış videosu yayında9 saat önce
Bilim5 dk okuma

SDSU’dan doğadan ilham alan ‘mini azot fabrikaları’: 120 günde toprağa karışan hidrojel boncuklar.

South Dakota State University ekibi, deniz yosunu bazlı alginatla üretilen kalsiyumlu hidrojel boncuklarda azot bağlayan bakterileri koruyup çalıştırdı; boncuklar toprakta yaklaşık 120 günde çözünüyor.

Hüseyin Gülbahçe28 Ağustos 2026Paylaş
Deniz yosunu alginatıyla yapılmış kalsiyumlu hidrojel boncukların içindeki azot bağlayan bakteriler toprağa karışım sürecini gösteriyor.
Deniz yosunu alginatıyla yapılmış kalsiyumlu hidrojel boncukların içindeki azot bağlayan bakteriler toprağa karışım sürecini gösteriyor.
Bilim • Ajans DijitalOkumaya başla911 kelime

South Dakota State University (SDSU) araştırmacıları, azot bağlayan bakterileri oksijenden koruyup aktif tutan biyobozunur hidrojel boncuklar geliştirdi. Laboratuvar ölçümlerinde bu “mini azot fabrikaları” içindeki nitrojenaz enzimi, ideal koşullara yakın düzeyde çalıştı. Boncuklar toprakta yaklaşık 120 günde parçalanıyor. Çalışma Plant and Soil dergisinde yayımlandı ve mısır ile buğday gibi tahıllarda kimyasal azot gübresine bağımlılığı azaltma umudu veriyor.

120günToprakta biyobozunma süresi
6metalTest edilen çapraz bağlayıcı sayısı (Ca, Sr, Zn, Ni, Cu, Al)

Doğadan ilham: mısırın hava kökleri, soyanın nodülleri

Azot yaşamın temel taşı, atmosferde en bol bulunan gaz. Ancak bunu bitkilerin kullanabileceği forma dönüştürebilen canlıların sayısı çok az. Bu işi yapan serbest yaşayan azot bağlayıcı bakterilere “diazotrof” deniyor.

Reklam

Soya gibi baklagillerin köklerinde oluşan küçük nodüller, oksijeni düşük bir mikro ortam kurarak bakterilerin nitrojenaz enzimiyle havadaki azotu amonyağa çevirmesine imkân verir. Meksika’nın Oaxaca bölgesinde yetişen bazı yerel mısır çeşitlerinde ise 1980’lerden beri hava köklerinden salgılanan jelimsi bir sıvının (müsilaj) benzer şekilde azot bağlayan bakterileri çektiği ve düşük oksijenli bir niş sağladığı gözlemlendi; ayrıntıları 2018’de yayımlanan bir çalışmada tarif edildi.

Nitrojenaz, oksijene son derece hassas bir enzim. Oksijen yükseldiğinde bakteri azot sabitlemeyi neredeyse durduruyor. SDSU ekibi, doğadaki bu iki örneği birleştirip, kök nodüllerinin görevini taklit eden yapay bir mikro ortam kurmayı hedefledi.

Laboratuvarda tasarlanan kök odacıkları: alginat hidrojel boncuklar

Ekip, deniz yosunlarından elde edilen, gıda ambalajından yara örtülerine kadar birçok alanda kullanılan biyobozunur bir polimer olan alginatı seçti. Yöntem basit: Alginat çözeltisini, metal tuzları ve azot bağlayan bakteriler içeren bir banyoya damlattığınızda zincirler anında birbirine kenetleniyor ve küçük jel boncuklar oluşuyor. Böylece bakteriler, oksijen akışının sınırlı olduğu bir kürenin içine ‘yuvalanıyor’.

“Yararlı bakterileri sadece taşımak için kapsüllemek yerine, atmosferik azotu bitkinin alabileceği forma çevirmeleri için oksijenin denetlendiği mikro ortamlar yaratan biyobozunur hidrojel boncuklar tasarladık.” — Srinivas Janaswamy, SDSU Ziraat Fakültesi, Doçent

“Serbest yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin tarımda kullanımındaki en büyük zorluklardan biri, nitrojenazı oksijenden korurken mikroorganizmaları aktif tutmak.” — Senthil Subramanian, SDSU Fen Fakültesi Dekanı

Kalsiyum öne çıktı; şeker herkese iyi gelmedi

Araştırmacılar, boncukları çapraz bağlamak için altı farklı metali denedi: kalsiyum, stronsiyum, çinko, nikel, bakır ve alüminyum. İki bakteri türü kullanıldı: Azospirillum brasilense ve Herbaspirillum seropedicae. Sonuçlar açık: Kalsiyumla yapılan boncuklar her seferinde en iyi performansı verdi.

Kalsiyum boncuklarının içindeki oksijen seviyesi, diğer tüm formülasyonlardan daha düşüktü. Bu boncuklar, eklenen bakterilerin %70’inden fazlasını kapsülledi ve bakterileri diğer metallere göre daha uzun süre canlı tuttu. En kritik bulguysa içerideki nitrojenaz etkinliği oldu: Kalsiyumla kapsüllenmiş bakteriler, azot sabitlemeyi desteklemek için özel tasarlanmış ideal laboratuvar koşullarındaki kültürlerle karşılaştırılabilir düzeyde sonuç verdi.

Reklam

Ekip, bakterilere fazladan şeker vererek “yakıt takviyesi”nin işe yarayıp yaramadığını da sınadı. Glikoz, Herbaspirillum seropedicae’de nitrojenaz etkinliğini anlamlı biçimde yükseltti; bazı deneylerde iki kattan fazla artış görüldü. Ancak Azospirillum brasilense’de tam tersi oldu ve etkinlik düştü. Bu zıt tablo, diazotroflarla çalışmanın türden türe değişen inceliklerini hatırlatıyor.

Sıradaki adım: tarla deneyi

Boncuklar toprak koşullarında kademeli olarak yaklaşık 120 günde parçalandı. Bu biyobozunurluk, teknolojinin çevresel ayak izini sınırlama açısından önemli bir artı. Araştırma, nitrojenaz etkinliğini toprak içi mikro ortamlarda sürdürmenin mümkün olduğunu gösteren bir “ilk kanıt” niteliğinde. Bir sonraki eşik, tarla denemeleri: Boncukların gerçek toprak ve bitki gelişim koşullarında azotu sabitleyip sabitlemediği, kök bölgesine yeterli akışı sağlayıp sağlayamadığı burada netleşecek.

“Laboratuvar bulgularımız, bu mühendislik ürünü mikro ortamların tarla koşullarında değerlendirilmesinin temelini attı. Beklendiği gibi çalışırlarsa, biyolojik azot sabitlemeyi güçlendiren ve sentetik gübrelere bağımlılığı azaltan önemli bir araç olabilirler.” — Srinivas Janaswamy, SDSU

Küresel gübre piyasasındaki dalgalanma ve yüksek maliyetler, çiftçilerin bütçesini doğrudan etkiliyor. Doğal yollarla azot sağlama çabaları, hem ekonomik oynaklığı azaltma hem de çevresel etkileri sınırlama potansiyeli nedeniyle hız kazanıyor. SDSU ekibinin kalsiyumlu alginat boncukları, mısır ve buğday gibi tahıllarda kök çevresine ‘azot laboratuvarı’ kurma fikrinin uygulanabilir bir yolu olarak öne çıkıyor.

“Mikrobiyoloji, bitki bilimi ve biyo-malzeme birikimini bir araya getiren bu yaklaşım, tarımın acil sorunlarına yeni çözümler geliştirmemize yardımcı oluyor.” — Senthil Subramanian, SDSU

Ne kanıtlıyor, ne kanıtlamıyor

  • Kanıtlıyor: Kalsiyumla çapraz bağlanan alginat boncuklarının düşük oksijenli mikro ortamlar kurabildiğini ve azot bağlayan bakterileri %70’in üzerinde kapsülleyip canlı tuttuğunu.

  • Kanıtlıyor: Boncuk içindeki nitrojenaz etkinliğinin, azot sabitlemeyi destekleyen ideal laboratuvar koşullarına yakın sürdürülebildiğini.

  • Kanıtlıyor: Boncukların toprakta yaklaşık 120 günde biyobozunuma uğradığını ve glikoz takviyesinin türe bağlı olarak etkinliği artırıp azaltabildiğini.

  • Kanıtlamıyor: Tarlada, gerçek bitki yetiştirme koşullarında kaç kilogram azot sabitlenebileceğini, verimi ne kadar artıracağını ve uygulamanın maliyet-etkin olup olmayacağını; bu sorulara çalışma yanıt vermiyor.

Yöntem künye

  • Kurum: South Dakota State University (SDSU)

  • Yayın: Plant and Soil (2026)

  • Malzeme: Deniz yosunu kaynaklı alginat; hidrojel boncuk formu

  • Çapraz bağlayıcılar: 6 metal (kalsiyum, stronsiyum, çinko, nikel, bakır, alüminyum)

  • Bakteriler: Azospirillum brasilense; Herbaspirillum seropedicae

  • Ölçümler: Boncuk içi oksijen, kapsülleme oranı, canlılık süresi, nitrojenaz etkinliği

  • Öne çıkan sonuç: Kalsiyum boncukları >%70 kapsülleme; düşük O2; laboratuvara yakın nitrojenaz etkinliği

  • Biyobozunma: Toprakta yaklaşık 120 günde kademeli çözünme

Reklam

Bu haber işinize yaradı mı?

İlgili haberler Tümünü gör