Toron Karacaoğlu: Sekiz Yıl Sonra Sahnede Anılan Usta.
Usta tiyatrocu ve seslendirme sanatçısı Toron Karacaoğlu, ölümünün sekizinci yılında oyunları, disiplini ve öğrencilerine bıraktığı mirasla anılıyor.

Usta tiyatrocu, yönetmen ve seslendirme sanatçısı Toron Karacaoğlu, 22 Ağustos’ta ölümünün sekizinci yılında anıldı. Şehir Tiyatroları’ndan özel sahnelere uzanan kariyerinde Shakespeare’den yerli klasikleri yeniden yorumlayan sanatçı, sahne disiplini ve dersleriyle kuşaklara etki bıraktı.
Kısa biyografi: Darülbedayi’den Berlin’e, yeniden İstanbul’a
1931’de Mudanya’da doğan Karacaoğlu, 1949’da tiyatro için İstanbul’a geldi. Konservatuvarda üç yılın ardından Şehir Tiyatroları’nın kadrolu sanatçı sınavını kazanarak Darülbedayi sahnesine adım attı. 1981’de emekli olup Berlin’e gitti; kültür senatörlüğüne bağlı tiyatro seminerlerinde hocalık yaptı, halk eğitim merkezlerinde Türkçe ve tiyatro dersleri verdi. Berlin’de radyo için skeçler ve diziler yazıp yönetti; iki yıl Schaubühne’nin Türk grubunda çalıştı. 1985’te Türkiye’ye döndü; iki özel tiyatroda oyunlar yönetti. 1987’de “Günden Geceye” için Şehir Tiyatroları’na konuk oldu, 1989’da yeniden kadroya geçti.

Disiplinin adı: “Bir oyunu yarıda bırakmak için ancak ölmek…”
Sahne üstünde kurduğu inandırıcı dünyanın ve teknik ustalığın yanı sıra, çalışma disipliniyle de anıldı. Oyuncu Sevinç Erbulak, genç yaşında tanık olduğu bir sahne arası rahatsızlıkta hocasının oyunu kesmemesini şöyle anlatıyor:
“O akşam Toron Hoca’dan, bir oyunu yarıda bırakmak için ancak ölmek gerektiğini öğrendim.” — Sevinç Erbulak, oyuncu

Karacaoğlu’nun yaklaşımı yalnız oyunculuk “içine girmekle” sınırlı değildi; makyaj, kostüm, aksesuar gibi “dışsal” unsurları da karakterin can damarları sayardı. Bu bakışın öğrencilerinde ve birlikte çalıştığı ekiplerde bir okul etkisi yarattığı anlatılıyor.
“Rolü giymek” ve Zeki Müren yorumu
Tiyatrokare’nin “Zeki Müren Müzikali”nde başrole çıktığında, dili kullanışı ve sahne karizmasıyla oyunun ağırlık merkezini kurdu. Yapımın yönetmeni Nedim Saban, Karacaoğlu’nun “bir rolü oynamakla bir rolü giymek” arasındaki farkı somutlaştırdığını, makyajdan peruğa tüm detayları kendi üstünde çalışarak karakteri katmanlandırdığını aktarıyor. Büyük prodüksiyonların ardından düşük bütçeli bir oyun için rejisinden dekoruna emeğini esirgemeyen bir “tiyatro emekçisi” olarak anılması da bu nedenle.

Sahnede yıllarca Shakespeare dünyasına dönüp dönüp bakan Karacaoğlu, “Julius Caesar”, “Hamlet”, “Macbeth”, “Coriolanus” ve “Yanlışlıklar Komedyası” gibi oyunlarda iz bıraktı; “Müfettiş”, “Tartuffe”, “Bizans Düştü”, “Ferhat ile Şirin” ve “Günden Geceye”de çizdiği karakterlerle hatırlandı. Sinemada “Beyaz Melek”teki Yorgo rolüyle de akıllarda. Seslendirmede ise geniş bir külliyat bıraktı; Cüneyt Arkın’ın beyaz perdedeki sesi olarak da anıldı.
Shakespeare rolleri: Julius Caesar, Hamlet, Macbeth, Coriolanus, Yanlışlıklar Komedyası
Klasikler: Müfettiş, Tartuffe, Ferhat ile Şirin
Çağdaş ve yerli yapıtlar: Bizans Düştü, Günden Geceye, İstanbul Hatırası
Müzikal: Zeki Müren Müzikali
Aileden bir not, sahneden bir vedanın hüznü

22 Ağustos 2018’de aramızdan ayrılan Karacaoğlu için oğlu Ata Karacaoğlu, yıllar önce verdiği bir röportajda babasının “sahnede ölmek” istediğini; ancak Şehir Tiyatroları’ndan uzak kalmasının onu kırdığını söylemişti. Anlatıya göre son yıllarında bu kırgınlık derinleşti, sağlığı da bu dönemde bozuldu. Tiyatro topluluğu ise onu hâlâ sahnede alkışın sürdüğü anlarla, bir oyunun sonunda dakikalarca duran o susmayan ritimle hatırlıyor.
Afife Jale, Sadri Alışık ve Avni Dilligil gibi ödüllerle onurlandırılan usta, kuşağının “ekip ruhu”na inanan tiyatrocularındandı. Turnelerin sabah kahvaltılarında bile provalara benzeyen sohbetler açan; büyük dekorların arasında olduğu kadar küçük bir sahnenin etrafında toplanmış on kişiyle de aynı ciddiyetle çalışan bir isimdi.
Bu haber işinize yaradı mı?
