Tip 1 diyabet aslında iki ayrı hastalık olabilir: 23 bin kişilik genetik çalışma.
ABD ve İngiltere'den araştırmacılar, 9 bin 91 tip 1 diyabet hastası ve 14 bin 157 sağlıklı bireyin DNA'sını karşılaştırarak hastalığın aslında iki ayrı genetik alt tipte ilerlediğini ortaya koydu.

Sonuç: Hastalığın iki ayrı genetik yüzü
Amerika ve İngiltere'den araştırmacılar, tip 1 diyabetin uzun süredir tek bir hastalık gibi düşünülen tablosunun aslında iki ayrı biyolojik kanalla ilerlediğini gösterdi. Bulgular, Diabetologia dergisinde yayımlanan ve 9 bin 91 tip 1 diyabet hastasıyla 14 bin 157 sağlıklı kontrolü kapsayan genom çapında ilişkilendirme çalışmasından (GWAS) geldi.
Araştırmacılar hastaları HLA-DR3 ve HLA-DR4 adı verilen iki genetik imzaya göre ilk kez ayrıştırarak inceledi. Sonuçta iki grubun genetik yapısı, birbirinden şizofreni ile bipolar bozukluk kadar farklı çıktı.
Genetik farklılık iki ayrı mekanizma demek
Çalışmanın önemli yanı sadece istatistiksel bir ayrım değil; altında yatan biyoloji de değişiyor. HLA-DR3 taşıyıcılarında mast hücreleri ön plana çıkıyor. Bu hücreler, alerji ve iltihap süreçlerinde görev alan ve olası enfeksiyonları bekçi gibi izleyen bağışıklık hücreleri.
HLA-DR4 taşıyıcılarında ise T hücreleri daha güçlü bir şekilde işin içinde. T hücreleri, bağışıklık sistemi alarma geçtiğinde doğrudan hedef hücrelere saldıran askeri birlikler gibi çalışıyor; tip 1 diyabette pankreastaki insülin üreten beta hücrelerini yok eden de onlar.
Araştırmacılar makalelerinde şu ifadeyi kullandı:


"DR3 ve DR4 zemininde gelişen tip 1 diyabet, genetik düzeyde heterojen alt biçimler temsil ediyor olabilir."
Bu iki alt tipte hastalığın başlangıç belirtileri zaten daha önce farklı görünüyordu. Yeni çalışma, gözlemlenen farkın genetik ve immünolojik temeli olduğunu da belgeledi.
Araştırmanın kapsamı
Araştırmacılar çalışmayı şöyle özetledi:
"Tip 1 diyabet, beta hücrelerinin otoimmün yıkımıyla seyreden karmaşık bir hastalıktır; ancak altta yatan etiyoloji yeterince anlaşılmış değildir. Hastalığın klinik tabloya ilerleme süresi, çocukluk çağındaki çok erken başlangıçtan yetişkin başlangıcına kadar bireyler arasında geniş bir yelpazeye dağılır."
Sık Sorulan Sorular
Çalışma hangi yöntemle yapıldı?
GWAS yani genom çapında ilişkilendirme çalışması. Amaç, DNA üzerinde bir hastalıkla ilişkili olabilecek bölgeleri bulmak.
HLA-DR3 ve HLA-DR4 nedir?
İnsan bağışıklık sistemiyle ilişkili, tip 1 diyabet riskini artırdığı bilinen iki genetik imza.
Bulgular tedaviyi nasıl etkileyecek?
Hastanın hangi genetik profile sahip olduğu bilinirse, ilaç denemeleri ve hedefe yönelik tedaviler bu iki alt tipe göre ayrılarak daha etkili sonuç verebilir.
Tedavi neden kişiye özel olmalı?
Araştırmacılar bulgularının klinik tasarıma etkisini şu cümleyle anlattı:
"DR3/DR4 dışı tip 1 diyabette de genetik risk ve hastalık mekanizmalarında heterojenlik göz önüne alındığında, etkili bir koruma için bu grupta da birbirinden farklı tedavi stratejileri gerekebilir."
Başka bir deyişle, hangi hastanın hangi mekanizmayla hasta olduğu bilinirse, aynı ilacı herkese vermek yerine alt tipe uygun tedavi geliştirmek mümkün olacak.
Sırada ne var?
Çalışma ekibi sonraki adımları da sıralıyor:
Klinik ilaç denemelerinin sonuçları, HLA-DR3 ve HLA-DR4 hastaları ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Tip 1 diyabet hastaları, otoantikor gelişimi ve çevresel etkenler gibi faktörlerle birlikte daha uzun süre izlenebilir.
Genetik risk modelleri, DR3 ve DR4 statüsünü hesaba katarak yeniden kurulabilir.
Araştırmacılar bu yol haritasını şöyle özetledi:
"Çalışmamızın sonuçları, gelecekteki araştırmaların tasarımına geniş ölçüde uygulanabilir olmalı. Örneğin HLA zemininin risk varyantlarıyla nasıl etkileştiğini anlamak için süren genetik ilişkilendirme çalışmalarında ve risk tahmin modellerinde DR3 ve DR4 durumu dikkate alınabilir."
Son söz: Henüz erken, ama yön belli
Tip 1 diyabeti ikiye ayıran bu tablo henüz tedavi kılavuzlarını değiştirecek düzeyde olgunlaşmadı. Çalışma, hastalığı tek bir çizgide değil, üst üste binen birkaç tetikleyici setinin ürünü olarak sınıflandırmaya davet ediyor.
Bir sonraki büyük soru, bu iki alt tipte kullanılan mevcut tedavilerin birbirinden ayrışıp ayrışmadığını klinik ortamda kanıtlamak.
Bu haber işinize yaradı mı?



